Belirli süreli iş sözleşmesi yalnızca sözleşmeye bir başlangıç ve bitiş tarihi yazılmasıyla geçerli hâle gelmez. İş Kanununa göre belirli süreli sözleşme yapılabilmesi için işin belirli süreli olması, belli bir işin tamamlanmasının amaçlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif bir neden bulunmalıdır. Bu şart yoksa sözleşmede “1 yıllık”, “2 yıllık” veya benzeri bir süre yazılmış olsa dahi sözleşmenin belirsiz süreli olduğu kabul edilebilir. Geçerli bir belirli süreli iş sözleşmesi kural olarak sürenin sonunda kendiliğinden sona erer ve sırf sürenin dolması nedeniyle ihbar tazminatı doğmaz. Kıdem tazminatı ise sözleşmenin hangi nedenle sona erdiğine göre ayrıca değerlendirilir. İşveren sözleşmeyi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın sona erdirirse kıdem tazminatı yanında kalan sözleşme süresine ilişkin tazminat da gündeme gelebilir.
📅 Son güncelleme: 28 Ağustos 2026
Belirli süreli iş sözleşmesi nedir?
4857 sayılı İş Kanununun 11. maddesine göre iş ilişkisinin herhangi bir süreye bağlanmadığı sözleşmeler kural olarak belirsiz süreli iş sözleşmesidir.
Belirli süreli iş sözleşmesi ise ancak iş ilişkisinin niteliğinden kaynaklanan objektif bir neden bulunması hâlinde kurulabilir.
Kanunda özellikle;
- belirli süreli işler,
- belli bir işin tamamlanması,
- belirli bir olgunun ortaya çıkması
gibi objektif koşullar örnek olarak gösterilmiştir.
Bu nedenle tarafların sözleşmenin başına yalnızca “bu sözleşme 12 ay sürelidir” yazmaları, tek başına sözleşmeyi hukuken belirli süreli hâle getirmez.
Asıl soru şudur:
İş ilişkisinin neden belirli bir süreyle sınırlandırıldığı objektif olarak açıklanabiliyor mu?
Bu sorunun cevabı hayırsa, sözleşmenin belirsiz süreli kabul edilmesi gündeme gelebilir.
Belirli süreli iş sözleşmesi hangi durumlarda yapılabilir?
Belirli süreli sözleşmenin geçerli olabilmesi için işin veya sözleşmenin niteliğinin süre sınırını haklı göstermesi gerekir.
Örneğin;
- belirli bir projenin tamamlanmasına kadar çalışılması,
- geçici olarak işten ayrılan bir işçinin yerine belirli süreyle başka bir işçi alınması,
- başlangıçta sona ereceği objektif olarak öngörülebilen belirli bir işin yapılması,
- belirli bir olgunun gerçekleşmesine kadar devam edecek geçici iş ihtiyacı
somut olayın özelliklerine göre belirli süreli sözleşmeye dayanak oluşturabilir.
Ancak işyerinde sürekli devam eden, ne zaman sona ereceği belli olmayan ve işletmenin olağan faaliyetinin bir parçası olan bir iş için yalnızca işverenin tercihine dayanılarak sürekli biçimde belirli süreli sözleşme yapılması hukuki uyuşmazlık yaratabilir.
Belirli süreli iş sözleşmesi yazılı olmak zorunda mı?
İş Kanununun 11. maddesinde belirli süreli iş sözleşmesi, objektif koşullara bağlı olarak yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi olarak tanımlanmıştır.
Ayrıca İş Kanununun 8. maddesine göre süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı yapılması zorunludur.
Sözleşmenin yazılı olması özellikle;
- sürenin başlangıç ve bitiş tarihinin,
- belirli süre yapılmasını haklı gösteren nedenin,
- işçinin görevinin,
- ücret ve çalışma koşullarının,
- erken fesih hükümlerinin
sonradan ispat edilebilmesi açısından büyük önem taşır.
Sadece sözleşmeye bitiş tarihi yazılması yeterli midir?
Hayır.
Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri budur.
Örneğin normal şekilde devam eden sürekli bir işte çalışan işçiye her yıl yeniden “1 yıllık iş sözleşmesi” imzalatılması, sözleşmenin mutlaka belirli süreli olduğu anlamına gelmez.
Belirli süreli sözleşmenin hukuki niteliği, belgeye verilen isimden değil iş ilişkisinin gerçek yapısından hareketle değerlendirilir.
Bu nedenle sözleşmede tarih bulunması kadar o tarihin neden belirlendiği de önemlidir.
Zincirleme belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilir mi?
Kural olarak belirli süreli iş sözleşmesi esaslı bir neden olmadıkça birden fazla kez üst üste yapılamaz.
Aynı işçiyle;
- bir yıl,
- sonra bir yıl daha,
- ardından yeniden bir yıl
şeklinde sürekli sözleşme yapılması tek başına hukuka uygun kabul edilmez.
Her yenilemenin arkasında belirli süreli sözleşmeyi haklı gösterecek esaslı bir neden bulunması gerekir.
Esaslı neden yoksa sözleşme, İş Kanununun 11. maddesi gereğince başlangıçtan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi sayılabilir.
Bu sonuç özellikle ihbar tazminatı ve işe iade bakımından önemli sonuçlar doğurur.
Süre bittikten sonra çalışmaya devam edilirse ne olur?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 430. maddesine göre belirli süreli hizmet sözleşmesi kural olarak sürenin sonunda kendiliğinden sona erer.
Ancak işçi sürenin dolmasından sonra çalışmaya devam eder ve işveren de bu çalışmayı sürdürürse sözleşme belirsiz süreli sözleşmeye dönüşebilir.
Esaslı bir neden bulunması hâlinde yeni bir belirli süreli sözleşme kurulması mümkün olmakla birlikte, bunun hukuki şartlarının ayrıca mevcut olması gerekir.
Dolayısıyla sözleşmenin üzerinde yazan tarihin geçmesi, tarafların fiilî çalışma ilişkisini nasıl sürdürdüğünden bağımsız değerlendirilmemelidir.
Belirli süreli iş sözleşmesi bitince ihbar tazminatı alınır mı?
Geçerli bir belirli süreli iş sözleşmesi, kararlaştırılan sürenin sonunda kendiliğinden sona eriyorsa kural olarak ihbar süresi ve ihbar tazminatı uygulanmaz.
Çünkü İş Kanunundaki ihbar süreleri esas olarak belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshi için düzenlenmiştir.
Örneğin 31 Aralık tarihinde sona ereceği hukuken geçerli biçimde kararlaştırılmış belirli süreli bir sözleşmenin bu tarihte sona ermesi için işverenin ayrıca 2, 4, 6 veya 8 haftalık ihbar süresi vermesi gerekmez.
Ancak sözleşmenin gerçekte belirli süreli olmadığı ve belirsiz süreli sayılması gerektiği ortaya çıkarsa sonuç değişebilir.
İhbar tazminatı hakkında ayrıntılı bilgi için İhbar Tazminatı Hesaplama 2026 rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Belirli süreli iş sözleşmesi bitince kıdem tazminatı alınır mı?
Bu sorunun cevabı sözleşmenin nasıl sona erdiğine bağlıdır.
Geçerli bir belirli süreli iş sözleşmesinin yalnızca kararlaştırılan süresinin dolması nedeniyle kendiliğinden sona ermesi hâlinde, sırf süre dolduğu için kural olarak kıdem tazminatı doğmaz.
Ancak bu durum;
- işverenin sözleşmeyi süresinden önce sona erdirmesi,
- işçinin İş Kanununun 24. maddesine dayanan haklı feshi,
- kıdem tazminatına hak kazandıran diğer kanuni sona erme nedenleri
ile karıştırılmamalıdır.
Örneğin belirli süreli sözleşme devam ederken işveren işçiyi kıdem tazminatını ortadan kaldıran bir haklı neden bulunmaksızın işten çıkarırsa, işçinin çalışma süresi de en az bir yıl ise kıdem tazminatı talebi ayrıca gündeme gelebilir.
Kıdem tazminatı bakımından fesih nedeninin önemi hakkında ayrıca İstifa Edince Kıdem Tazminatı Alınır mı? rehberimize bakabilirsiniz.
İşveren belirli süreli sözleşmeyi süresinden önce feshederse ne olur?
Belirli süreli iş sözleşmelerinde en önemli uyuşmazlıklardan biri, işverenin kararlaştırılan bitiş tarihini beklemeden sözleşmeyi sona erdirmesidir.
İşverenin haklı bir nedeni yoksa Türk Borçlar Kanununun 438. maddesi gündeme gelebilir.
Bu durumda işçi, sözleşme kararlaştırıldığı şekilde devam etmiş olsaydı sözleşmenin kalan süresinde kazanabileceği tutarı tazminat olarak talep edebilir.
Ancak hesaplama yapılırken;
- işçinin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle tasarruf ettiği miktarlar,
- başka bir işten elde ettiği gelir,
- bilerek elde etmekten kaçındığı gelir
tazminattan indirilebilir.
Somut olayın şartlarına göre hâkim ayrıca işçinin altı aylık ücretini aşmamak üzere ek bir tazminata da hükmedebilir.
Bu nedenle belirli süreli sözleşmede erken fesih uyuşmazlığı yalnızca “kaç aylık ücret kaldı?” şeklinde basit bir hesap değildir.
İşçi belirli süreli sözleşmeyi süresinden önce bırakabilir mi?
Belirli süreli sözleşme yapılmış olması işçinin hiçbir koşulda işten ayrılamayacağı anlamına gelmez.
İş Kanununun 24. maddesinde düzenlenen haklı nedenlerden biri varsa işçi sözleşmeyi süresi dolmadan derhal feshedebilir.
Örneğin şartları oluştuğunda;
- ücretin ödenmemesi,
- çalışma koşullarının uygulanmaması,
- işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları,
- kanunda belirtilen sağlık veya zorlayıcı nedenler
haklı fesih gündeme getirebilir.
Buna karşılık işçinin herhangi bir haklı neden bulunmaksızın sözleşmeyi aniden bırakması hâlinde Türk Borçlar Kanunundaki işveren lehine tazminat hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi işe iade davası açabilir mi?
Geçerli bir belirli süreli iş sözleşmesinin yalnızca süresinin dolması, kural olarak işe iade davasına konu bir fesih oluşturmaz.
Çünkü 4857 sayılı İş Kanununun iş güvencesine ilişkin hükümleri belirsiz süreli iş sözleşmelerinin işveren tarafından feshedilmesi esasına dayanır.
Ancak önemli istisna şudur:
Sözleşme görünüşte belirli süreli olmasına rağmen hukuken belirsiz süreli sayılması gerekiyorsa, işe iade hakkı yeniden gündeme gelebilir.
Örneğin;
- objektif neden bulunmaması,
- esaslı neden olmadan sürekli yenileme yapılması,
- sözleşmenin gerçek çalışma ilişkisini yansıtmaması
hâllerinde sözleşmenin niteliği uyuşmazlığın merkezine yerleşebilir.
İş güvencesinin diğer şartları da bulunuyorsa işe iade talebi değerlendirilebilir.
Bu noktada süre çok önemlidir. İşe iade talebinde fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde zorunlu arabulucuya başvurulması gerekir.
Arabuluculuk ve işe iade süreleri için İş Davalarında Zorunlu Arabuluculuk 2026 rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Belirli süreli çalışan işçiye daha az hak verilebilir mi?
Kural olarak hayır.
İş Kanununun 12. maddesine göre belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçi, yalnızca sözleşmesinin belirli süreli olması nedeniyle emsal belirsiz süreli işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz.
Bölünebilir parasal hak ve menfaatler ise işçinin çalıştığı süreye orantılı olarak uygulanır.
Dolayısıyla “sen belirli süreli çalışıyorsun, bu nedenle diğer çalışanların sahip olduğu hiçbir haktan yararlanamazsın” şeklinde genel bir yaklaşım hukuken doğru değildir.
Belirli süreli mi belirsiz süreli mi olduğu neden bu kadar önemli?
Sözleşmenin türü yalnızca sözleşmenin üzerinde yazan bir ifade değildir.
Nitelendirme;
| Konu | Geçerli Belirli Süreli Sözleşme | Belirsiz Süreli Sözleşme |
|---|---|---|
| Sona erme | Süre sonunda kendiliğinden sona erebilir | Fesih işlemi gerekir |
| İhbar süresi | Süre sonunda kural olarak yok | 2-8 haftalık süreler uygulanabilir |
| İhbar tazminatı | Süre sonunda kural olarak yok | Şartları varsa doğabilir |
| İşe iade | Geçerli süre sonu bakımından kural olarak yok | İş güvencesi şartları varsa mümkündür |
| Erken haksız fesih | Bakiye süre tazminatı gündeme gelebilir | İhbar ve diğer fesih sonuçları gündeme gelebilir |
Bu nedenle işçilik uyuşmazlığında ilk yapılması gerekenlerden biri, sözleşmenin başlığını okumak değil sözleşmenin hukuken gerçekten hangi türde olduğunu tespit etmektir.
Belirli süreli sözleşmede en sık yapılan hatalar
- Sözleşmeye tarih yazmanın yeterli olduğunu düşünmek: Objektif neden ayrıca bulunmalıdır.
- Her yıl yeni belirli süreli sözleşme imzalatmak: Esaslı neden yoksa sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli sayılabilir.
- Süre dolunca her durumda kıdem tazminatı ödeneceğini düşünmek: Sona erme nedeni ayrıca değerlendirilmelidir.
- Belirli süreli işçiye hiçbir şekilde işe iade hakkı olmadığını düşünmek: Sözleşme gerçekte belirsiz süreliyse işe iade gündeme gelebilir.
- İşverenin sözleşmeyi istediği anda hiçbir sonuç olmadan bitirebileceğini düşünmek: Haksız erken fesihte bakiye süre tazminatı doğabilir.
- İşçinin sözleşme süresi boyunca hiçbir koşulda ayrılamayacağını düşünmek: İş Kanunundaki haklı fesih nedenleri belirli süreli sözleşmelerde de uygulanabilir.
Belirli süreli iş sözleşmesi uyuşmazlığında ne yapılmalı?
Uyuşmazlık çıktığında yalnızca sözleşmedeki başlangıç ve bitiş tarihine bakmak yeterli değildir.
Özellikle;
- sözleşmenin neden belirli süreli yapıldığı,
- işin sürekli veya geçici niteliği,
- önceki sözleşmeler ve yenilemeler,
- işverenin fesih bildirimi,
- SGK işten çıkış kodu,
- ücret bordroları,
- işçinin toplam çalışma süresi
birlikte değerlendirilmelidir.
Sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olduğuna ilişkin yanlış nitelendirme; kıdem, ihbar, işe iade ve erken fesih tazminatı bakımından doğrudan hak kaybına yol açabilir.
Belirli süreli iş sözleşmesi, fesih ve işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklar hakkında ayrıntılı bilgi için İş Hukuku hizmet sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Belirli süreli iş sözleşmesi en fazla kaç yıl yapılabilir?
İş Kanununda bütün belirli süreli iş sözleşmeleri için geçerli genel bir “en fazla 1 yıl” veya “en fazla 2 yıl” sınırı bulunmamaktadır. Esas olan sürenin objektif nedenle uyumlu olmasıdır. Çok uzun süreli sözleşmeler bakımından Türk Borçlar Kanununun özel hükümleri ayrıca değerlendirilir.
1 yıllık iş sözleşmesi otomatik olarak belirli süreli midir?
Hayır. Sözleşmeye 1 yıllık süre yazılması tek başına yeterli değildir. İş Kanununun 11. maddesinde aranan objektif koşullardan birinin bulunması gerekir.
Belirli süreli sözleşme her yıl yenilenebilir mi?
Esaslı neden olmadıkça belirli süreli iş sözleşmesi üst üste yapılamaz. Esaslı neden bulunmadan zincirleme sözleşme yapılması hâlinde sözleşme başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilebilir.
Sözleşmem bitti, ihbar tazminatı alabilir miyim?
Geçerli belirli süreli sözleşmenin yalnızca sürenin dolması nedeniyle sona ermesi hâlinde kural olarak ihbar tazminatı ödenmez.
Sözleşmem bitti, kıdem tazminatı alabilir miyim?
Sırf belirlenen sürenin dolması kural olarak kıdem tazminatı doğurmaz. Ancak iş sözleşmesinin gerçek sona erme nedeni ve kıdem tazminatına hak kazandıran diğer kanuni nedenler ayrıca incelenmelidir.
İşveren sözleşme bitmeden beni çıkarırsa ne olur?
Haklı neden bulunmaksızın erken fesih hâlinde, sözleşmenin kalan süresinde kazanılabilecek ücret ve diğer menfaatler üzerinden Türk Borçlar Kanununun 438. maddesi kapsamında tazminat gündeme gelebilir. Kıdem tazminatı hakkı da fesih nedenine ve çalışma süresine göre ayrıca değerlendirilir.
Belirli süreli çalışan işçi işe iade davası açabilir mi?
Geçerli belirli süreli sözleşmenin süre sonunda sona ermesinde kural olarak işe iade söz konusu değildir. Ancak sözleşme objektif neden bulunmadığı için gerçekte belirsiz süreli sayılıyorsa ve diğer iş güvencesi şartları mevcutsa işe iade talebi gündeme gelebilir.
Süre bittikten sonra çalışmaya devam edersem ne olur?
Taraflar süre dolmasına rağmen çalışma ilişkisini sürdürürse sözleşme Türk Borçlar Kanununun 430. maddesi çerçevesinde belirsiz süreli sözleşmeye dönüşebilir. Yeni bir belirli süreli sözleşme kurulabilmesi için gerekli esaslı nedenin ayrıca bulunması gerekir.
Belirli süreli iş sözleşmesinde işçi istifa edebilir mi?
İşçi haklı neden bulunması hâlinde sözleşmeyi süresinden önce derhal feshedebilir. Haklı neden olmaksızın sözleşmenin aniden bırakılması ise işveren lehine tazminat sonuçları doğurabilir.
Belirli süreli çalışan işçinin yıllık izin ve diğer işçilik hakları var mı?
Evet. İşçinin belirli süreli sözleşmeyle çalışması tek başına işçilik haklarından mahrum bırakılmasını sağlamaz. Kanundaki kıdem ve diğer şartlar oluştuğunda ilgili haklardan yararlanılır ve İş Kanununun 12. maddesindeki ayrım yasağı dikkate alınır.
Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Bir iş sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli sayılması yalnızca sözleşmedeki başlık veya tarihe göre değil; işin niteliği, objektif neden, sözleşme yenilemeleri, fiilî çalışma biçimi ve sona erme nedeni birlikte değerlendirilerek belirlenir. Fesih, işe iade ve işçilik alacaklarında hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri bulunabileceğinden somut olayda belgeler ve güncel mevzuat birlikte incelenmelidir.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku · Ticaret ve Şirketler Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com