SGK eksik bildirim 2026 yılında işçinin gerçek ücretinin veya çalışma günlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna gerçeğinden düşük bildirilmesi anlamına gelir. İşçinin maaşının bir kısmının bankadan, kalanının elden ödenmesi ve SGK’ya yalnız düşük tutarın bildirilmesi; emeklilik, geçici iş göremezlik gibi sosyal güvenlik haklarının yanında kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları bakımından da uyuşmazlık yaratabilir. Ancak SGK’da düşük ücret görünmesi, işçilik alacaklarının mutlaka bu düşük ücret üzerinden hesaplanacağı anlamına gelmez. İşçinin gerçek ücreti ispatlanırsa ilgili alacaklar kendi hesaplama kurallarına göre gerçek ücret esas alınarak belirlenebilir. Yargıtay uygulamasında sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya gerçek ücret yerine düşük ücret üzerinden bildirilmesi de işçi açısından haklı fesih sebebi oluşturabilir. Sigortasız veya eksik bildirilen hizmetlerin tespiti bakımından ise 5 yıllık hak düşürücü süre “işten ayrılma tarihinden” değil, kural olarak hizmetlerin geçtiği yılın sonundan itibaren değerlendirilir; ayrıca bu sürenin uygulanmadığı önemli içtihat istisnaları bulunmaktadır.
📅 Son güncelleme: 6 Eylül 2026
SGK eksik bildirim 2026 yılında ne anlama gelir?
SGK eksik bildirim 2026 bakımından iki farklı durum birbirinden ayrılmalıdır. Birincisi işçinin çalıştığı günlerin hiç veya eksik bildirilmesi; ikincisi ise çalışma günleri tam bildirilmesine rağmen işçinin gerçek ücretinin SGK’ya daha düşük prime esas kazanç üzerinden gösterilmesidir.
Örneğin işçi gerçekte aylık 60.000 TL ücret aldığı hâlde ücret bordrosunda ve SGK kayıtlarında daha düşük bir kazanç gösteriliyor, ücretin kalan bölümü de elden ödeniyorsa prime esas kazanç eksik bildirimi gündeme gelir. İşçi ayda 30 gün çalıştığı hâlde SGK’ya 20 gün bildirilmişse bu kez ayrıca prim ödeme gün sayısı bakımından eksik bildirim söz konusudur.
Bu uyuşmazlıkların işçilik alacaklarına etkisinin genel çerçevesini İşçilik Alacakları 2026 rehberimizde ayrıca ele aldık.
Elden maaş almak tek başına hukuka aykırı mı?
Elden ücret ödemesi ile SGK’ya eksik ücret bildirilmesi aynı şey değildir. Asıl sorun, işçinin gerçek ücretinin bordro, vergi ve sosyal güvenlik kayıtlarına doğru yansıtılmamasıdır.
Bununla birlikte banka aracılığıyla ücret ödeme zorunluluğunun kapsamı 2025 yılında genişletilmiştir. 1 Temmuz 2025 tarihinden itibaren Türkiye genelinde en az 3 işçi çalıştıran İş Kanunu kapsamındaki işverenler, işçiye yapacakları ücret, prim, ikramiye ve benzeri net ödemeleri banka aracılığıyla yapmak zorundadır.
Dolayısıyla 2026 yılında en az üç işçi çalıştırılan kapsam dahilindeki bir işyerinde ücretin bir bölümünün kayıtlara alınmadan elden verilmesi hem ödemenin ispatı hem de ücretin ve prime esas kazancın doğru bildirilmesi bakımından ciddi hukuki risk taşır.
SGK’ya düşük maaş gösterilirse işçi ne kaybeder?
Prime esas kazancın gerçek ücretten düşük bildirilmesi öncelikle sosyal güvenlik haklarını etkileyebilir. Emeklilik hesabında dikkate alınan kazançlar, geçici iş göremezlik ödenekleri ve prime esas kazanca bağlı diğer sosyal güvenlik hakları düşük bildirimden etkilenebilir.
İşçilik alacakları bakımından ise önemli bir ayrım vardır: işçinin tazminatları hukuken SGK’daki düşük ücret üzerinden hesaplanmak zorunda değildir. Gerçek ücretin daha yüksek olduğu ispatlanırsa kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma gibi alacaklar ilgili alacağın kendi hesaplama esaslarına göre gerçek ücret dikkate alınarak belirlenebilir.
Bu nedenle SGK kaydı önemli bir delildir ancak işçinin gerçek ücretini her durumda kesin biçimde belirleyen tek belge değildir.
Gerçek ücret nasıl ispatlanır?
Ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık çıkması hâlinde mahkeme dosyadaki bütün delilleri birlikte değerlendirir. Özellikle işçinin mesleği, kıdemi, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve ücretin olağan piyasa koşulları önemlidir.
Gerçek ücretin belirlenmesinde dosyanın özelliğine göre şu deliller kullanılabilir:
- Banka hesap hareketleri,
- Ücret bordroları ve ödeme belgeleri,
- WhatsApp, e-posta ve maaş görüşmelerine ilişkin yazışmalar,
- İşveren tarafından yapılan zam veya ücret bildirimleri,
- Aynı işyerindeki ücret uygulamasını bilen tanıklar,
- Meslek odaları ve ilgili kuruluşlardan alınan emsal ücret bilgileri,
- TÜİK’in kazanç verileri ve diğer resmi/verilebilir ücret araştırmaları,
- İşçinin unvanı, kıdemi ve fiilen yaptığı işe ilişkin kayıtlar.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin güncel yaklaşımında da gerçek ücret uyuşmazlığında yalnız soyut bir emsal araştırmasının yeterli görülmediği; işçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri, meslek odaları ve TÜİK verilerinin dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
İmzalı bordro varsa gerçek ücret yine ispatlanabilir mi?
İmzalı ücret bordrosu önemli bir delildir; ancak bordronun gerçek ücret düzenini yansıtmadığı ortaya konulabiliyorsa mahkeme yalnız bordrodaki rakamla bağlı kalmak zorunda değildir. Özellikle bordroda çeşitli kalemler kullanılarak gerçek temel ücretin gizlendiği veya bordro tahakkuklarının fiili ödeme düzeniyle uyuşmadığı dosyalarda bütün deliller birlikte değerlendirilir.
Yargıtayın 2025 tarihli kararlarında da banka ödemeleri, ödeme belgeleri, tanık anlatımları ve emsal ücret araştırması sonucunda bordrodaki ücretin gerçek olmadığı kabul edilen örnekler bulunmaktadır.
Bu nedenle işçi açısından en önemli husus, işten ayrılmadan önce mümkün olduğunca mevcut ücret düzenini gösteren belgeleri korumaktır.
Gerçek ücret tespit edilirse kıdem ve ihbar tazminatı nasıl etkilenir?
Kıdem ve ihbar tazminatı hesaplarında yalnız SGK’ya bildirilen rakama bakılmaz. İşçinin gerçek ücretinin daha yüksek olduğu ispatlanırsa hesaplamanın bu gerçek ücret ve ilgili tazminata dahil edilmesi gereken düzenli yan haklar üzerinden yapılması mümkündür.
Örneğin işçinin SGK’da brüt 35.000 TL ücretle bildirildiği ancak gerçek ücretinin daha yüksek olduğu mahkemece tespit edilirse, “SGK kaydı 35.000 TL olduğu için tazminat da mutlaka 35.000 TL’den hesaplanır” denilemez.
Kıdem hesabının ayrıntıları için Kıdem Tazminatı Hesaplama 2026, bildirim süreleri ve ihbar hesabı için İhbar Tazminatı Hesaplama 2026 yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
SGK’ya gerçek ücretin bildirilmemesi işçiye haklı fesih hakkı verir mi?
Yargıtayın yerleşik yaklaşımına göre evet, şartları varsa verebilir. Sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya gerçek ücret yerine düşük ücret üzerinden yatırılması işçinin sosyal güvenlik haklarını etkilediğinden, işçi bakımından haklı fesih sebebi olarak değerlendirilebilmektedir.
İşçi bu nedenle iş sözleşmesini haklı olarak sona erdirirse ve kıdem tazminatı için gerekli en az bir yıllık çalışma şartı da bulunuyorsa kıdem tazminatı talep edebilir.
Ancak feshi gerçekleştiren taraf işçi olduğundan haklı fesih hâlinde işçi ihbar tazminatı talep edemez. Aynı şekilde haklı nedenle derhal fesih yaptığı için işverene ihbar süresi vermesi de gerekmez.
Fesih nedeni mümkün olduğunca açık ve yazılı biçimde ortaya konulmalıdır. Yalnız “kendi isteğimle ayrılıyorum” şeklinde genel bir istifa dilekçesi, daha sonra gerçek fesih nedeninin ispatını gereksiz biçimde zorlaştırabilir.
Fazla mesai de düşük maaştan mı hesaplanır?
Hayır. İşçinin gerçek saatlik ücretinin belirlenebilmesi için öncelikle gerçek aylık ücretin tespit edilmesi gerekir. Bordroda düşük ücret gösterilmiş olması, işçinin fazla çalışma ücretinin de mutlaka bu düşük rakam üzerinden hesaplanacağı anlamına gelmez.
Gerçek ücretin bordrodan yüksek olduğu ispatlanırsa fazla çalışma hesabında da ilgili dönemdeki gerçek ücret dikkate alınabilir. Bununla birlikte fazla mesainin yapıldığının ayrıca ispatlanması gerekir.
Çalışma saatleri, puantaj, tanık, bordro ve giriş-çıkış kayıtlarının nasıl değerlendirildiğini Fazla Mesai 2026 rehberimizde ayrıntılı olarak açıkladık.
SGK eksik bildirimi nereye şikâyet edilir?
İşçi, sigortasız çalışma veya prime esas kazancın eksik bildirilmesi konusunda Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbar veya şikâyette bulunabilir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi ALO 170 de çalışma hayatı ve sosyal güvenlik konularındaki ihbar, şikâyet ve başvuruları kabul etmektedir.
Şikâyet üzerine yapılacak denetim veya Kurum incelemesinde eksik bildirim tespit edilmesi hâlinde, eksik primlerin tahakkuku ve işveren hakkında mevzuatta öngörülen idari işlemler gündeme gelebilir.
Ancak SGK şikâyeti ile işçilik alacağı davası veya hizmet tespit davası aynı hukuki yol değildir. İşçinin hangi sonuca ulaşmak istediğine göre izlenecek yöntem değişir.
Sigortasız çalışma ile maaşın düşük gösterilmesi aynı dava mı?
Her zaman değildir. İşçi hiç sigortalı gösterilmemiş veya bazı çalışma günleri Kuruma bildirilmemişse hizmet tespiti gündeme gelir. Çalışma günleri bildirilmesine rağmen ücretin düşük gösterildiği durumlarda ise prime esas kazancın gerçek miktarının belirlenmesi sorunu ortaya çıkabilir.
5510 sayılı Kanunun 86. maddesi, Kuruma bildirilmeyen çalışmalar bakımından mahkeme kararıyla çalışma sürelerinin, aylık kazançların ve prim ödeme günlerinin dikkate alınabilmesine imkân tanımaktadır.
Bu nedenle dosyada önce şu sorunun cevabı verilmelidir: sorun yalnız ücret miktarında mı, eksik çalışma gününde mi, yoksa hem çalışma süresi hem prime esas kazançta mı?
Hizmet tespit davasında 5 yıllık süre ne zaman başlar?
Bu konuda mevcut yazımızdaki eski ifade düzeltilmiştir. Genel kural, beş yıllık sürenin işten ayrılma tarihinden başlaması değildir.
5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesine göre, işveren tarafından gerekli bildirimi yapılmayan veya Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalışmalarını “hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde” iş mahkemesine başvurarak ispatlayabilirler.
Dolayısıyla tamamen kayıtsız bir çalışma dönemi bakımından süre hesabında hizmetin geçtiği takvim yılının sonu önem taşır. Bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süre niteliğinde değerlendirildiğinden mahkemece kendiliğinden dikkate alınabilir.
5 yıllık süre her hizmet tespit davasında uygulanır mı?
Hayır. Bu nokta son derece önemlidir. Yargıtay uygulamasında beş yıllık hak düşürücü sürenin yalnız Kurumun çalışmadan haberdar olmadığı durumlar bakımından uygulanmasına ilişkin önemli istisnalar bulunmaktadır.
Örneğin işçi hakkında işe giriş bildirgesi veya dönemsel sigorta bildirimi yapılmış olması, Kurumun denetim sonucunda çalışmayı tespit etmiş bulunması veya çalışmanın bir bölümünün Kuruma bildirilmesi hâlinde hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı farklı değerlendirilebilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, çalışmanın bir kısmının Kuruma bildirildiği ve bildirilmeyen dönemle kesintisiz şekilde devam ettiği bazı durumlarda Kurumun çalışma olgusundan haberdar olması nedeniyle beş yıllık sürenin uygulanamayabileceğini kabul etmektedir.
Bu nedenle yalnız “üzerinden beş yıl geçti, dava artık kesinlikle açılamaz” veya tam tersine “işten ayrılalı beş yıl olmadı, süre kesin geçmedi” şeklinde sonuç çıkarılmamalıdır. SGK kayıtlarının ve çalışma döneminin tamamının incelenmesi gerekir.
Hizmet tespitinde hangi deliller önemlidir?
Hizmet tespiti davaları sosyal güvenlik hakkı ve kamu düzeniyle bağlantılı olduğu için mahkemenin araştırması sıradan bir işçilik alacağı davasından daha geniştir.
Yargıtayın güncel yaklaşımında özellikle:
- İşverenin ücret ve personel kayıtları,
- SGK işyeri dosyası,
- Aylık prim ve hizmet kayıtları,
- Puantaj ve bordrolar,
- Aynı dönemde işyerinde sigortalı görünen çalışanların anlatımları,
- SGK denetim ve müfettiş kayıtları,
- Gerektiğinde komşu işyerleri ve tarafsız çalışanların beyanları
gibi delillerin araştırılması gerektiği kabul edilmektedir.
Dolayısıyla yalnız işçinin kendi tanıklarıyla yetinilmesi her dosya bakımından yeterli olmayabilir.
Hizmet tespit davasından önce arabuluculuk zorunlu mu?
Hayır. İşçilik alacakları ile hizmet tespiti burada birbirinden ayrılır.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ve ücret gibi işçi alacağı veya tazminatına ilişkin davalarda zorunlu arabuluculuk dava şartıdır. Buna karşılık sigortalılık süresinin tespitine ilişkin hizmet tespiti uyuşmazlığı kamu düzenine ilişkin bir tespit davasıdır ve dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir.
Ayrıca 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında SGK’ya ön başvuruyu düzenleyen 4. maddesi de hizmet akdine tabi çalışmalardan kaynaklanan zorunlu sigortalılık süresinin tespiti taleplerini ön başvuru zorunluluğundan istisna tutmaktadır.
Bu ayrım özellikle 5 yıllık hak düşürücü sürenin sonuna yaklaşan dosyalarda son derece önemlidir.
İşçi önce SGK’ya mı şikâyet etmeli, yoksa işten mi ayrılmalı?
Bunun tek bir doğru sırası yoktur. İşçi hâlen çalışıyorsa önce delil durumu, eksik bildirimin kapsamı, işyerindeki çalışma düzeni ve işçinin hedefi belirlenmelidir.
Haklı fesih düşünülüyorsa fesih sebebinin açık ve ispatlanabilir olması; SGK şikâyeti düşünüldüğünde ise Kurumun denetim yapabilmesine yarayacak işyeri ve çalışma bilgilerinin mümkün olduğunca somutlaştırılması önemlidir.
İşten ayrılmadan önce erişilebilen bordro, mesaj, banka kaydı, vardiya bilgisi ve ücret görüşmelerinin sonradan bulunmasının güçleşebileceği de göz önünde tutulmalıdır.
SGK eksik bildirimi olan işçi hangi sırayla hareket etmeli?
İlk olarak e-Devlet üzerinden SGK hizmet dökümü ve prime esas kazanç kayıtları kontrol edilmelidir. Gerçek çalışma günleri ve gerçek ücretle Kuruma bildirilen bilgiler ay ay karşılaştırılmalıdır.
İkinci olarak gerçek ücret ve çalışma düzenini gösterebilecek banka kayıtları, bordrolar, yazışmalar, iş sözleşmesi ve diğer belgeler toplanmalıdır.
Daha sonra uyuşmazlığın niteliği ayrılmalıdır: amaç yalnız işçilik alacaklarını tahsil etmek mi, iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirmek mi, eksik sigorta günlerini tespit ettirmek mi, yoksa gerçek prime esas kazancı SGK kayıtlarına yansıtmak mı?
Bu ayrım yapıldıktan sonra arabuluculuk, işçilik alacağı davası, SGK ihbarı veya hizmet tespit davasından hangisinin gerekli olduğu belirlenmelidir.
Ücret uyuşmazlıkları, SGK eksik bildirim, iş sözleşmesinin haklı feshi ve işçilik alacakları hakkında hukuki hizmet kapsamımız için İş Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
SGK eksik bildirim 2026 yılında işçiye haklı fesih hakkı verir mi?
Sigorta primlerinin hiç yatırılmaması, eksik yatırılması veya gerçek ücret yerine düşük ücret üzerinden bildirilmesi Yargıtay uygulamasında işçi bakımından haklı fesih sebebi oluşturabilir. Somut olayın ve delillerin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Maaşım SGK’da düşük gösteriliyor, kıdemim de düşük mü hesaplanır?
Hayır. SGK’daki rakam tek başına kesin değildir. Gerçek ücret daha yüksekse ve ispatlanabiliyorsa kıdem tazminatı ilgili hesaplama esaslarına göre gerçek ücret dikkate alınarak belirlenebilir.
Elden maaş almak yasak mı?
2026 itibarıyla İş Kanunu kapsamındaki işverenlerden Türkiye genelinde en az üç işçi çalıştıranların ücret ve benzeri net ödemeleri banka aracılığıyla yapması zorunludur. İşçi sayısına bakılmaksızın gerçek ücretin SGK’ya ve diğer yasal kayıtlara doğru bildirilmesi gerekir.
Gerçek ücretimi nasıl ispatlayabilirim?
Banka hareketleri, ücret yazışmaları, bordrolar, ödeme belgeleri, tanıklar, meslek odası emsal ücret verileri, TÜİK verileri ve işçinin kıdem-unvan-iş niteliğini gösteren diğer deliller birlikte değerlendirilebilir.
Sigortasız çalıştırıldım, dava süresi işten çıktıktan sonra mı başlar?
Genel kural bu değildir. 5510 m.86/9 uyarınca beş yıllık süre kural olarak hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlar. Ayrıca Kurumun çalışmadan haberdar olduğu bazı durumlarda hak düşürücü sürenin uygulanmamasına ilişkin Yargıtay içtihatları vardır.
Hizmet tespit davasında 5 yıl kesin olarak uygulanır mı?
Hayır. İşe giriş bildirgesi, kısmi sigorta bildirimi, Kurum denetimi veya çalışmanın SGK tarafından başka şekilde öğrenilmesi gibi durumlarda hak düşürücü süre yönünden farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Hizmet tespit davasından önce arabulucuya gitmek gerekir mi?
Hayır. Hizmet tespiti dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. Buna karşılık kıdem, ihbar, ücret ve fazla mesai gibi işçilik alacakları için dava öncesinde zorunlu arabuluculuk gerekir.
SGK eksik bildirim nereye şikâyet edilir?
Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulabilir; ayrıca ALO 170 üzerinden çalışma hayatı ve sosyal güvenlikle ilgili ihbar ve şikâyet iletilebilir.
Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Gerçek ücretin ve sigortalı hizmetlerin tespiti; SGK kayıtlarına, işe giriş bildirgelerine, çalışma döneminin kesintili veya kesintisiz olmasına, ücret ve banka kayıtlarına, tanıklara ve diğer delillere göre değişebilir. Özellikle hizmet tespitindeki beş yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı ve istisnaları somut dosya üzerinden ayrıca değerlendirilmelidir.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku · Ticaret ve Şirketler Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com