İşçilik alacakları 2026 yılında iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesi nedeniyle işçinin talep edebileceği ücret, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, prim ve benzeri haklardan oluşmaktadır. Her işten ayrılan işçi bütün alacaklara otomatik olarak hak kazanmaz; özellikle kıdem ve ihbar tazminatında iş sözleşmesinin nasıl sona erdiği belirleyicidir. Fazla çalışma ve tatil çalışmalarında fiili çalışma, yıllık izinde ise iznin kullandırılıp kullandırılmadığı önem taşır. İşçi veya işveren alacağı ve tazminatına ilişkin dava açılmadan önce kural olarak zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir. Ücret, fazla mesai, yıllık izin, kıdem ve ihbar gibi temel işçilik alacaklarında zamanaşımı bakımından da beş yıllık süre büyük önem taşımaktadır.
📅 Son güncelleme: 6 Eylül 2026
İşçilik alacakları 2026 yılında nelerdir?
İşçilik alacakları 2026 bakımından tek bir tazminat veya ücret kaleminden söz edilmez. İşçinin çalışma biçimine, gerçek ücretine, işyerindeki çalışma düzenine, izin kullanımına ve iş sözleşmesinin sona erme nedenine göre farklı haklar doğabilir.
Uygulamada en sık karşılaşılan talepler kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, kullanılmayan yıllık izin ücreti, prim, ikramiye ve sözleşmeden doğan diğer parasal haklardır.
| Alacak | Temel Şart |
|---|---|
| Kıdem tazminatı | En az 1 yıl çalışma ve kıdeme hak kazandıran sona erme nedeni |
| İhbar tazminatı | Belirsiz süreli sözleşmenin bildirim süresine uyulmadan feshi |
| Fazla mesai | Kural olarak haftalık 45 saati aşan çalışma |
| Yıllık izin ücreti | İş sözleşmesi sona erdiğinde kullanılmamış yıllık izin bulunması |
| Hafta tatili | Hak kazanılan hafta tatilinde çalışma yapılması |
| Ulusal bayram ve genel tatil | Kanuni tatil gününde fiilen çalışma yapılması |
| Ücret / prim / ikramiye | Hak edilmiş olmasına rağmen ödenmemiş bulunması |
Bu kalemlerin her biri farklı hak kazanma ve ispat kurallarına tabidir. Bu nedenle işten ayrılan işçi bakımından yalnız “ne kadar tazminat alırım?” hesabı yapmak yerine çalışma ilişkisinin bütününün incelenmesi gerekir.
Kıdem tazminatı hangi durumlarda alınır?
Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için kural olarak aynı işveren yanında en az bir yıllık kıdem bulunmalıdır. Bunun yanında iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazandıran bir nedenle sona ermiş olması gerekir.
İşverenin işçiyi İş Kanunu m.25/II kapsamındaki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık dışında bir nedenle işten çıkarması, işçinin İş Kanunu m.24 uyarınca haklı nedenle fesih yapması, muvazzaf askerlik, emeklilik veya kanundaki şartların gerçekleşmesi, kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini sona erdirmesi ve işçinin ölümü kıdem tazminatı bakımından başlıca hâllerdir.
Buna karşılık işçinin hiçbir haklı veya kanuni neden bulunmadan olağan şekilde istifa etmesi hâlinde kural olarak kıdem tazminatı doğmaz. Ancak uygulamada “istifa” başlığı taşıyan bir dilekçenin gerçekte ücretlerin ödenmemesi, çalışma koşullarının ağır biçimde değiştirilmesi veya başka bir haklı nedene dayanması mümkündür. Bu nedenle belgeye verilen isimden çok gerçek fesih nedeni önemlidir.
Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?
Kıdem tazminatında işçinin her tam hizmet yılı için 30 günlük giydirilmiş brüt ücreti esas alınır. Bir yıldan artan süreler de aynı oran üzerinden hesaplamaya dahil edilir.
Giydirilmiş ücret yalnız aylık çıplak maaştan ibaret değildir. İşçiye düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde sağlanan yemek, yol, düzenli prim ve para ile ölçülebilen bazı yan haklar şartları varsa hesaba eklenebilir.
Ancak kıdem tazminatında kanuni tavan vardır. 1 Temmuz 2026 – 31 Aralık 2026 döneminde bir yıllık kıdem tazminatı tavanı 73.729,87 TL’dir. İşçinin giydirilmiş brüt aylık ücreti tavanın üzerindeyse her hizmet yılı için hesaplama tavanla sınırlı yapılır.
İhbar tazminatı hangi durumlarda alınır?
İhbar tazminatı esas olarak belirsiz süreli iş sözleşmelerinde gündeme gelir. İşçi veya işveren, derhal feshi haklı kılan bir neden bulunmaksızın iş sözleşmesini sona erdirmek istiyorsa İş Kanunu m.17’deki bildirim sürelerine uymalıdır.
| Çalışma Süresi | Bildirim Süresi |
|---|---|
| 6 aydan az | 2 hafta |
| 6 ay – 1,5 yıl | 4 hafta |
| 1,5 yıl – 3 yıl | 6 hafta |
| 3 yıldan fazla | 8 hafta |
Bildirim süresine uymadan fesih yapan taraf, bu süreye ilişkin ücret tutarında ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğüyle karşılaşabilir. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek iş sözleşmesini derhal sona erdirebilir.
Belirli süreli iş sözleşmesinin kararlaştırılan sürenin sonunda kendiliğinden sona ermesinde ise kural olarak ihbar tazminatı doğmaz. Bununla birlikte sözleşmenin gerçekten belirli süreli kurulup kurulmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Fazla mesai alacağı hangi şartlarda doğar?
İş Kanunu m.41 uyarınca fazla çalışma kural olarak haftalık 45 saati aşan çalışmadır. Her bir fazla çalışma saati normal saatlik ücretin %50 artırılmasıyla ödenir.
İş sözleşmesinde haftalık normal çalışma süresi 40 saat gibi 45 saatin altında belirlenmişse sözleşmesel süre ile 45 saat arasındaki çalışma “fazla sürelerle çalışma” sayılır ve %25 zamlı ücretlendirilir. 45 saatin üzerindeki bölüm ise %50 zamlı fazla çalışma niteliğindedir.
Fazla çalışmanın hesabında ara dinlenmeleri, haftalık çalışma düzeni, vardiyalar, varsa denkleştirme uygulaması ve iş sözleşmesindeki hükümler birlikte incelenmelidir. Yıllık 270 saatlik fazla çalışma sınırının aşılmış olması da fiilen yapılan ve ispatlanan çalışmanın ücret karşılığını ortadan kaldırmaz.
Fazla çalışmanın hesaplanması, 270 saat sınırı, bordroların etkisi, tanıkla ispat ve serbest zaman uygulamasını ayrıntılı olarak Fazla Mesai 2026: Hesaplama ve İspat Rehberi yazımızda ayrıca ele aldık.
Fazla mesai nasıl ispat edilir?
Fazla çalışma yaptığını ileri süren işçi kural olarak bu iddiasını ispatlamalıdır. Ancak ispat yalnız tanık anlatımından ibaret değildir. İşyeri giriş-çıkış kayıtları, puantajlar, vardiya çizelgeleri, kart ve turnike kayıtları, elektronik yazışmalar, görevlendirme kayıtları ve işin niteliğine uygun diğer belgeler önemli olabilir.
İmzalı ücret bordroları da değerlendirmede önem taşır. Bordroda fazla çalışma tahakkuku ve ödeme bulunuyorsa belgenin içeriği, işçinin ihtirazi kayıt koyup koymadığı ve varsa daha fazla çalışmayı gösteren diğer belgeler birlikte değerlendirilir.
Tanıkla ispatta ise tanığın işçiyle hangi dönemde birlikte çalıştığı ve davacının çalışma saatlerini gerçekten gözlemleyip gözlemleyemediği önemlidir. İşyerinde çalışmamış veya çalışma düzenini bilmesi mümkün olmayan kişinin genel anlatımı her dönem bakımından yeterli kabul edilmeyebilir.
Hafta tatilinde çalışan işçinin hakkı nedir?
İşçi kanuni şartları sağladığında yedi günlük zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat hafta tatiline hak kazanır. İşçi hak kazandığı hafta tatilinde fiilen çalıştırılmışsa normal hafta tatili ücretinin yanında yapılan çalışma nedeniyle ayrıca ücret alacağı gündeme gelir.
Hafta tatili çalışması ile fazla mesai aynı alacak değildir. Aynı şekilde hafta tatili ile ulusal bayram-genel tatil çalışmaları da farklı hukuki kalemlerdir. Bu nedenle dava veya arabuluculuk talebinde hepsinin tek bir “fazla mesai” başlığı altında toplanması yerine ayrı ayrı belirlenmesi daha sağlıklıdır.
Ulusal bayram ve genel tatilde çalışan işçi ne kadar ücret alır?
İş Kanunu m.47 uyarınca işçi ulusal bayram veya genel tatil gününde çalışmazsa o günün ücretini tam olarak alır. Tatil yapmayarak çalışırsa ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücret daha ödenmesi gerekir.
1 Ocak, 23 Nisan, 1 Mayıs, 19 Mayıs, 15 Temmuz, 30 Ağustos ve 29 Ekim ile Ramazan ve Kurban Bayramı kapsamındaki kanuni tatil süreleri bu değerlendirmede önemlidir.
Ancak işçinin yalnız işyerinin açık olduğunu göstermesi yeterli olmayabilir; kendisinin hangi tatil günlerinde fiilen çalıştığının da ortaya konulması gerekir.
Kullanılmayan yıllık izin ücreti nasıl doğar?
İş ilişkisi devam ederken yıllık ücretli izin kural olarak paraya çevrilemez. İşçiye izin olarak kullandırılması gerekir. İş sözleşmesi sona erdiğinde ise işçinin hak kazandığı hâlde kullanmadığı yıllık izin günleri varsa bunlar yıllık izin ücreti alacağına dönüşür.
İş Kanunu m.53 uyarınca işçinin kıdemine göre asgari yıllık izin süreleri şöyledir:
| Kıdem | Asgari İzin |
|---|---|
| 1 – 5 yıl (5 yıl dahil) | 14 gün |
| 5 yıldan fazla – 15 yıldan az | 20 gün |
| 15 yıl ve üzeri | 26 gün |
18 yaş ve altındaki işçiler ile 50 yaş ve üzerindeki işçilere verilecek yıllık izin 20 günden az olamaz. Yer altı işlerinde çalışanların izin süreleri ise kanundaki sürelere dört gün eklenerek uygulanır.
İş sözleşmesinin sona erme nedeni kullanılmayan yıllık izin ücretini ortadan kaldırmaz. Normal şekilde istifa eden işçi dahi şartları varsa kullanılmamış izinlerinin parasal karşılığını isteyebilir.
İzinlerin kaç gün olduğu, hafta tatillerinin izinden düşülüp düşülmeyeceği, kullanılmayan iznin hangi ücret üzerinden hesaplanacağı ve ispat yükü hakkında ayrıntılı bilgi için Yıllık İzin Ücreti 2026 rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Yıllık izin kullandırıldığını kim ispat eder?
Yıllık ücretli iznin işçiye kullandırıldığını kural olarak işveren ispatlar. İmzalı izin formları, izin defteri ve eşdeğer kayıtlar bu nedenle önemlidir.
İşçinin yıllarca izin kullanmadığını ileri sürdüğü bir uyuşmazlıkta işverenin yalnız “izinlerini kullandı” şeklindeki açıklaması yeterli olmayabilir. Hangi izin döneminde kaç günlük izin kullandırıldığının somut kayıtlarla ortaya konulması gerekir.
İş sözleşmesi sona erdiğinde kalan kullanılmamış günlerin ücreti, işçinin fesih tarihindeki son çıplak brüt ücreti üzerinden hesaplanır. Kıdem tazminatındaki gibi giydirilmiş ücret hesabı yapılmaz.
Ödenmeyen maaş, prim ve ikramiye istenebilir mi?
Evet. İşçinin temel ücretinin yanında iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya yerleşmiş işyeri uygulamasından kaynaklanan prim, ikramiye, komisyon ve benzeri ücret niteliğindeki hakları da şartları varsa işçilik alacağı olarak talep edilebilir.
İş Kanunu m.32 uyarınca iş sözleşmesinin sona ermesi hâlinde işçinin ücreti ile sözleşme ve kanundan doğan para ile ölçülebilen menfaatlerinin tam olarak ödenmesi gerekir.
Ücretin ödendiğini ispat yükü kural olarak işverendedir. Banka hareketleri, ücret bordroları, ücret hesap pusulaları ve diğer ödeme kayıtları uyuşmazlıkta önem taşır.
Maaş 20 gün ödenmezse işçi çalışmayabilir mi?
İş Kanunu m.34 uyarınca ücreti ödeme gününden itibaren mücbir bir neden dışında 20 gün içinde ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir.
Bu davranış toplu nitelik kazansa dahi kanundaki şartlar çerçevesinde grev olarak nitelendirilemez. İşçilerin bu nedenle iş sözleşmelerinin çalışmadıkları gerekçesiyle feshedilemeyeceği ve yerlerine yeni işçi alınamayacağı da kanunda düzenlenmiştir.
Bununla birlikte ücretin ödenmemesi nedeniyle işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi ayrı bir hukuki kurumdur. Çalışmaktan kaçınma ile haklı fesih birbirine karıştırılmamalıdır.
İşçilik alacaklarında zamanaşımı kaç yıl?
2026 itibarıyla temel işçilik alacaklarının önemli bir bölümü bakımından 5 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır. İş Kanunu m.32 ücret alacakları için beş yıllık süre öngörmektedir. Fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram-genel tatil alacakları da ücret niteliğinde olduğundan zamanaşımı bakımından dönemsel olarak değerlendirilir.
İş Kanunu Ek m.3 uyarınca yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırı fesihten kaynaklanan tazminatlarda da zamanaşımı süresi beş yıldır.
Ancak bütün alacaklarda zamanaşımının başlangıç tarihi aynı değildir. Aylık ücret ve fazla çalışma gibi dönemsel alacaklarda her ödeme dönemi ayrı önem taşırken, kıdem ve ihbar tazminatı ile kullanılmayan yıllık izin ücreti bakımından iş sözleşmesinin sona erme tarihi esas alınır.
Özellikle eski çalışma dönemlerine uzanan uyuşmazlıklarda kanun değişikliklerine ilişkin geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir.
Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
Evet. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3. maddesine göre kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ve tazminatı davalarında arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Bu nedenle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, ücret, hafta tatili ve ulusal bayram-genel tatil alacakları bakımından kural olarak doğrudan iş mahkemesinde dava açılmaz. Önce zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanır.
Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlenmesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Anlaşma sağlanamazsa arabuluculuk son tutanağıyla birlikte dava yoluna gidilebilir.
Arabuluculuk başvurusunda bütün alacakları yazmak gerekir mi?
İşçilik alacağı davasının sağlıklı yürütülmesi bakımından hangi alacakların talep edildiğinin arabuluculuk aşamasında açıkça belirlenmesi önemlidir. Kıdem, ihbar, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil, yıllık izin ve ücret gibi kalemlerin dosyanın özelliklerine göre ayrı ayrı belirtilmesi gerekir.
Arabuluculukta hiç ileri sürülmemiş bir talebin daha sonra dava konusu yapılması dava şartı bakımından sorun yaratabileceğinden, başvuru öncesinde işçinin bütün çalışma ve fesih hikâyesinin değerlendirilmesi önem taşır.
İşçilik alacağı davası hangi mahkemede açılır?
İşçi ile işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle kanundan veya sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme iş mahkemesidir. Ayrı iş mahkemesi bulunmayan yerlerde dava iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülebilir.
7036 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Bu hükümlere aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
İşçilik alacaklarında hangi belgeler önemlidir?
İşçilik uyuşmazlıklarında tek bir belgenin bütün dosyayı çözmesi çoğu zaman mümkün değildir. SGK hizmet dökümü çalışma dönemini gösterebilir ancak gerçek ücret veya fazla çalışma düzenini her zaman ortaya koymaz. Banka hareketleri ücret ödemelerini gösterebilir fakat fiili çalışma saatlerinin belirlenmesine tek başına yeterli olmayabilir.
Dosyanın niteliğine göre özellikle şu kayıt ve belgeler önem taşır:
- İş sözleşmesi ve ek protokoller,
- SGK hizmet dökümü ve işten ayrılış bildirgesi,
- Ücret bordroları ve banka hesap hareketleri,
- Puantaj ve vardiya çizelgeleri,
- Kart, turnike ve giriş-çıkış kayıtları,
- Yıllık izin kayıtları,
- Prim ve ikramiye sistemine ilişkin belgeler,
- İhtarname ve fesih bildirimi,
- Savunma yazıları ve tutanaklar,
- E-posta ve işyeri yazışmaları,
- Uyuşmazlığı destekleyen diğer elektronik ve yazılı kayıtlar.
Tanık anlatımları da özellikle çalışma saatlerinin ve işyerindeki fiili çalışma düzeninin belirlenmesinde önem taşıyabilir. Ancak tanığın hangi dönem ve hangi çalışma koşullarını gerçekten bildiği ayrıca değerlendirilmelidir.
SGK çıkış kodu işçinin haklarını tek başına belirler mi?
Hayır. SGK işten ayrılış kodu uyuşmazlıkta önemli bir veri olabilir; ancak mahkeme açısından fesih nedenini mutlak biçimde belirleyen tek delil değildir.
Örneğin işveren SGK’ya belirli bir fesih kodu bildirmiş olabilir fakat fesih yazısı, işveren savunmaları, tutanaklar, işçinin ihtarnamesi ve diğer belgeler gerçek fesih nedeninin farklı olduğunu gösterebilir.
Bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı değerlendirmesinde yalnız SGK koduna bakılarak kesin sonuca varmak yerine fesih sürecinin tamamı incelenmelidir.
İstifa eden işçi hiçbir hak alamaz mı?
Hayır. “İstifa eden işçi hiçbir hak alamaz” şeklindeki yaygın ifade hukuken doğru değildir. İşçi haklı sebep bulunmaksızın normal şekilde istifa etmişse kıdem ve ihbar tazminatı bakımından hak kaybı yaşayabilir; ancak daha önce hak edilmiş ve ödenmemiş diğer işçilik alacakları ortadan kalkmaz.
İşçi şartları varsa ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları ile iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle paraya dönüşen kullanılmamış yıllık izin ücretini yine talep edebilir.
Ayrıca görünüşte istifa olan fesih gerçekte İş Kanunu m.24 kapsamında haklı bir nedene dayanıyorsa kıdem tazminatı bakımından da farklı sonuca ulaşılabilir.
İbraname imzalayan işçi dava açabilir mi?
İşçinin işten ayrılırken “bütün haklarımı aldım” şeklinde belge imzalaması, işçilik alacaklarının her durumda sona erdiği anlamına gelmez. İşçi alacaklarına ilişkin ibra sözleşmelerinin geçerliliği Türk Borçlar Kanunu m.420’de özel şartlara bağlanmıştır.
İbranamenin yazılı olması, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, alacağın tür ve miktarının açıkça belirtilmesi ve ödemenin banka aracılığıyla hak edilen tutara uygun biçimde gerçekleştirilmesi başlıca şartlardandır.
Kanundaki şartları taşımayan ibra belgelerinin hukuki etkisi somut ödeme ve belge içeriğine göre ayrıca değerlendirilir.
İşe iade ile işçilik alacakları aynı dava mı?
Hayır. İşe iade davası işveren tarafından gerçekleştirilen feshin geçerli olup olmadığının incelendiği farklı bir hukuki yoldur. Kıdem, ihbar, fazla mesai ve diğer işçilik alacakları ise parasal taleplerdir.
İşe iade talebinde süreler çok daha kısadır. İşçi fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlenmesinden itibaren iki hafta içinde işe iade davası açılması gerekir.
Bu nedenle “işçilik alacaklarında beş yıl sürem var” düşüncesiyle işe iade başvurusunun ertelenmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
İşçilik alacaklarında en sık yapılan hatalar nelerdir?
En sık karşılaşılan hata bütün parasal hakların iş sözleşmesinin sona ermesiyle otomatik biçimde doğduğunu düşünmektir. Oysa kıdem ve ihbar tazminatında fesih nedeni, fazla çalışma ve tatil ücretlerinde fiili çalışma, yıllık izinde kullanılmayan gün sayısı ve ücret alacaklarında hak kazanma ile ödeme durumu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bir diğer hata yalnız SGK çıkış koduna, bordroya veya taraflardan birinin tek taraflı düzenlediği belgeye bakılarak sonuca ulaşmaktır. İşçilik uyuşmazlıklarında çalışma süresi, gerçek ücret, fesih nedeni, çalışma saatleri, izinler ve ödeme kayıtları bir bütün hâlinde incelenmelidir.
Son olarak zamanaşımı ve işe iade gibi kısa hak düşürücü sürelerin birbirine karıştırılması da ciddi hak kayıplarına neden olabilir.
İşten ayrılan işçi hangi sırayla hareket etmeli?
İlk olarak işe giriş ve çıkış tarihleri, gerçek ücret, düzenli yan haklar, çalışma gün ve saatleri, kullanılmayan yıllık izinler ve iş sözleşmesinin sona erme nedeni netleştirilmelidir.
Ardından banka kayıtları, bordrolar, SGK belgeleri, çalışma çizelgeleri, izin kayıtları ve fesih belgeleri mümkün olduğunca toplanmalıdır. Her bir alacak kalemi ayrı ayrı belirlenmeli ve zamanaşımı kontrol edilmelidir.
Fazla çalışma uyuşmazlığı varsa Fazla Mesai 2026, kullanılmamış izin uyuşmazlığı varsa Yıllık İzin Ücreti 2026 rehberlerimizde ilgili alacak kaleminin hesap ve ispat kuralları ayrıca incelenebilir.
Dava yoluna gidilecekse önce zorunlu arabuluculuk tamamlanmalı ve arabuluculuk talebi daha sonra açılabilecek davadaki alacaklarla uyumlu şekilde hazırlanmalıdır.
İş sözleşmesinin feshi, işçilik alacakları, iş mahkemeleri ve işçi-işveren uyuşmazlıkları hakkında hukuki hizmet kapsamımız için İş Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
İşçilik alacakları 2026 yılında nelerdir?
Kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin, prim ve ikramiye başlıca işçilik alacaklarıdır.
Kıdem tazminatı için kaç yıl çalışmak gerekir?
Kural olarak aynı işveren yanında en az bir yıl çalışılmış olmalı ve iş sözleşmesi kıdem tazminatına hak kazandıran bir nedenle sona ermelidir.
2026 kıdem tazminatı tavanı ne kadar?
1 Temmuz 2026 ile 31 Aralık 2026 dönemi için bir yıllık kıdem tazminatı tavanı 73.729,87 TL’dir.
Fazla mesai haftada kaç saatten sonra başlar?
Genel kural haftalık 45 saatin aşılmasıdır. Sözleşmeyle haftalık çalışma süresi daha düşük belirlenmişse sözleşmesel süre ile 45 saat arasındaki çalışma fazla sürelerle çalışma olarak ayrıca değerlendirilir.
İstifa eden işçi fazla mesai ve izin parası alabilir mi?
Evet. Normal istifa kıdem veya ihbar tazminatını etkileyebilir ancak daha önce hak edilmiş ve ödenmemiş fazla çalışma, ücret ve diğer işçilik alacaklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kullanılmamış yıllık izinler de iş sözleşmesinin sona ermesiyle ücret alacağına dönüşür.
İşçilik alacaklarında zamanaşımı kaç yıl?
Ücret niteliğindeki temel alacaklar ile kıdem, ihbar ve yıllık izin ücreti bakımından genel olarak beş yıllık zamanaşımı dikkate alınır. Sürenin başlangıç tarihi alacağın türüne göre değişir.
İşçilik alacağı davasından önce arabulucu zorunlu mu?
Evet. İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı davalarında kural olarak dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekir.
Yıllık izni kullandırdığını kim ispat eder?
Yıllık ücretli iznin kullandırıldığını kural olarak işveren, imzalı izin kayıtları veya eşdeğer belgelerle ispatlamalıdır.
Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. İşçilik alacaklarının doğup doğmadığı ve miktarı; çalışma süresine, gerçek ücret ve yan haklara, iş sözleşmesinin sona erme nedenine, çalışma saatlerine, izin kayıtlarına, yapılan ödemelere ve zamanaşımı sürelerine göre değişebilir. Somut iş ilişkisi ve mevcut deliller ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku · Ticaret ve Şirketler Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com