İş kazasında işverenin cezai sorumluluğu, ölüm veya yaralanma sonucu ortaya çıktığında gündeme gelir; olay yalnızca tazminat ve SGK rücu davası değil, ayrıca bir ceza yargılaması doğurur.; ölüm veya yaralanma sonucu ortaya çıktığında ayrıca bir ceza yargılaması başlar. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini (6331 sayılı Kanun) ihlal etmesi sonucu bir işçi ölmüşse fiil, TCK’nın 85. maddesindeki taksirle öldürme (2-6 yıl; birden fazla ölüm ya da ölümle birlikte yaralanmada 2-15 yıl) kapsamında değerlendirilir. Yaralanmada ise TCK m.89 uygulanır; basit hâli şikâyete bağlıdır, ancak nitelikli hâllerde veya bilinçli taksir varsa şikâyet aranmaz. Riskin bilinmesine rağmen maliyet veya zaman gerekçesiyle önlem alınmaması, cezayı üçte birinden yarısına kadar artıran bilinçli taksire (TCK m.22/3) yol açabilir. Ceza sorumluluğu şahsidir: işveren, işveren vekili, ilgili yönetici, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi, görev ve kusur dağılımına göre ayrı ayrı sorumlu olabilir.
📅 Yayın: 3 Haziran 2026 · Son güncelleme: 3 Haziran 2026
Cezai sorumluluğun temeli: taksir ve 6331
İş kazası kaynaklı ceza sorumluluğu kural olarak taksire dayanır. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışla, öngörülebilir bir neticeye sebebiyet vermektir. İş hukukunda bu özen yükümlülüğünün ölçüsü büyük ölçüde 6331 sayılı Kanun’dur: risk değerlendirmesi yapma, İSG eğitimi verme, kişisel koruyucu donanım sağlama ve kullanımını denetleme, uygun görevlendirme ve gözetim. Bu yükümlülüklerin ihlali ile kaza arasında nedensellik kurulduğunda, sorumluların taksire dayalı cezai sorumluluğu doğar. Yargıtay, “öngörülebilir risk” ilkesini esas alır.
Taksirle öldürme (TCK m.85)
İş kazası ölümle sonuçlanmışsa, fiil taksirle öldürme kapsamındadır. Temel hâlde ceza iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Fiil birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte yaralanmasına neden olmuşsa, ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapse çıkar. Taksirle öldürme şikâyete bağlı değildir; resen soruşturulur.
Taksirle yaralama (TCK m.89) ve şikâyet
Kaza yaralanmayla sonuçlanmışsa TCK m.89 uygulanır. Suçun basit hâli şikâyete bağlıdır; ancak yaralamanın nitelikli hâlleri (örneğin duyu/organ kaybı, sürekli iş göremezlik gibi ağır sonuçlar) ile fiilin bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaz ve soruşturma resen yürütülür. Bu, “işçi şikâyetçi olmadı” gerekçesinin çoğu ağır olayda koruma sağlamadığı anlamına gelir.
Basit taksir mi, bilinçli taksir mi?
Cezanın ağırlığını belirleyen kritik eşik budur. Basit taksirte netice öngörülmemiştir; bilinçli taksirte ise sonuç öngörülmüş ama gerçekleşmeyeceğine güvenilmiştir. İş kazalarında, kaza riski bilindiği hâlde maliyet veya zaman gerekçesiyle önlem alınmaması bilinçli taksir olarak değerlendirilebilir ve TCK m.22/3 uyarınca ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır. İstisnaen, işveren neticeyi öngörüp kabullenmişse olası kast (kasten suç) sorumluluğu dahi gündeme gelebilir. Niteleme soruşturmanın ilk anından itibaren belirleyici olduğundan, savunmanın erken kurulması önemlidir.
Kim sorumlu olur?
Ceza sorumluluğu şahsidir; tüzel kişiye (şirkete) hapis cezası verilmez. Sorumluluk, görev ve yetki dağılımına göre gerçek kişiler arasında paylaşılır: işveren (gerçek kişiyse), işveren vekili, ilgili üst yönetici, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve şantiye şefi/usta başı gibi fiilen gözetim görevi olan kişiler. Mahkeme, bilirkişi aracılığıyla her birinin kusur oranını belirler; işçinin kendi kusuru da bu dağılıma dahil edilir. Görev dağılımının kâğıt üzerinde değil fiilen kurulmuş olması, kimin sorumlu tutulacağını doğrudan etkiler.
Ceza, tazminat ve SGK rücu davalarının ilişkisi
Tek bir iş kazası, çoğu zaman aynı anda üç süreç doğurur: ceza davası, işçinin/yakınlarının açtığı tazminat davası ve SGK’nın rücu davası. Bu süreçler paralel yürür ve birbirini etkiler; özellikle ceza yargılamasındaki kusur tespiti, tazminat ve rücu dosyalarında güçlü bir dayanak oluşturabilir. Bu nedenle üç cephe ayrı ayrı değil, bütüncül bir strateji içinde yönetilmelidir. İlgili süreçler için SGK rücu davası ve işveren sorumluluğu ve iş kazası tazminat davası yazılarımız incelenebilir.
İşveren için savunma ve önlem çerçevesi
- Güncel ve işe özgü risk değerlendirmesi, İSG eğitim ve KKD kayıtları
- İSG görev ve yetki dağılımının yazılı ve fiilen uygulanır olması
- Denetim ve gözetim kayıtlarının düzenli tutulması
- Kaza sonrası ilk saatlerde olay yeri, tanık ve kamera kayıtlarının doğru toplanması
- Niteleme (basit/bilinçli taksir) tartışmasının soruşturma aşamasından itibaren ele alınması
Bu kayıtlar hem kazayı önlemeye hem de olası bir yargılamada kusur oranını gerçeğe uygun biçimde ortaya koymaya hizmet eder. Genel çerçeve için iş hukuku hizmet sayfamıza bakabilir; Türk Ceza Kanunu’nun tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Ölümlü iş kazasında işverene hangi ceza verilir?
Fiil TCK m.85 kapsamında taksirle öldürme olarak değerlendirilir: temel hâlde 2-6 yıl, birden fazla ölüm veya ölümle birlikte yaralanmada 2-15 yıl hapis. Ceza, kusur oranı ve niteliğe göre belirlenir.
İşçi şikâyetçi olmazsa dava düşer mi?
Taksirle öldürme resen soruşturulur, şikâyete bağlı değildir. Taksirle yaralamanın basit hâli şikâyete bağlıdır; ancak nitelikli hâllerde veya bilinçli taksirde şikâyet aranmaz.
Bilinçli taksir ne zaman gündeme gelir?
Kaza riski bilindiği hâlde önlem alınmamışsa bilinçli taksir söz konusu olabilir; bu durumda ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır (TCK m.22/3).
Şirket mi yoksa kişiler mi ceza alır?
Ceza sorumluluğu şahsidir; tüzel kişiye hapis verilmez. İşveren, işveren vekili, ilgili yönetici, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi kusur ve görev dağılımına göre sorumlu olabilir.
İş güvenliği uzmanı da cezalandırılır mı?
Görev ve yetkisi çerçevesinde kusuru bulunuyorsa evet. Bilirkişi, her ilgilinin kusur oranını ayrı ayrı değerlendirir.
Ceza davasındaki kusur tespiti tazminatı etkiler mi?
Genellikle evet. Ceza yargılamasındaki kusur belirlemesi, tazminat ve SGK rücu dosyalarında önemli bir dayanak oluşturabilir.
İşçinin kusuru cezayı etkiler mi?
Evet. İşçinin kusuru, kusur dağılımına dahil edilir ve sorumluların ceza sorumluluğunun belirlenmesinde dikkate alınır.
İşveren cezadan tamamen kurtulabilir mi?
Kazanın kaçınılmaz olduğu ve işverenin gerekli önlemleri aldığı ortaya konabilirse sorumluluk doğmayabilir. Bu, somut delillere ve bilirkişi değerlendirmesine bağlıdır.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com