İş kazası veya meslek hastalığı sonrası Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalıya yaptığı ödemeleri belirli şartlarda işverene geri (rücu) yöneltebilir. 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre işveren; ancak kastı ya da iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu kaza meydana gelmişse sorumludur ve sorumluluğun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. Sorumluluk, sigortalının işverenden isteyebileceği tutarla sınırlıdır. Üçüncü kişinin kusuru hâlinde ilk peşin sermaye değerinin yarısı o kişiye ve kusurlu çalıştıranına rücu edilir; işveren ile üçüncü kişi arasında müteselsil sorumluluk doğar. Buna karşılık sigortalı süresinde Kuruma bildirilmeden (sigortasız) çalıştırılmışsa, 23. madde uyarınca kusur şartı aranmaksızın masrafların tamamı işverene ödettirilir.
📅 Yayın: 3 Haziran 2026 · Son güncelleme: 3 Haziran 2026
SGK rücu davası nedir?
İş kazası veya meslek hastalığı gerçekleştiğinde Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalıya veya hak sahiplerine geçici/sürekli iş göremezlik geliri, sağlık gideri, ölüm geliri gibi ödemeler yapar. Kurum, bu ödemelerin belirli bir kısmını, kazada kusuru bulunan işveren ve/veya üçüncü kişilerden geri almak için rücuan tazminat davası açar. Bu dava, sigortalının işverene karşı ayrıca açabileceği maddi-manevi tazminat davasından farklıdır; burada davacı Kurum’dur ve talep, Kurum’un yaptığı sosyal güvenlik ödemeleriyle sınırlıdır.
İşveren ne zaman sorumlu olur? (5510 m.21/1)
İşverenin rücu sorumluluğu kusura dayanır. Kanun’a göre kaza; işverenin kastı ya da sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurum’un yaptığı ve ileride yapacağı ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri işverene ödettirilir. Üç sınır önemlidir:
- Kusur şartı: İşveren kusursuzsa kural olarak rücu sorumluluğu doğmaz.
- Kaçınılmazlık ilkesi: Sorumluluğun tespitinde, olayın alınan tüm önlemlere rağmen önlenemez olup olmadığı değerlendirilir; kaçınılmaz bölüm işverene yüklenmez.
- Tavan: İşverenin ödeyeceği tutar, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri (gerçek zarar) miktarı aşamaz.
İş güvenliği mevzuatına aykırılığın en sık görülen biçimi, 6331 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki risk değerlendirmesi yükümlülüğünün hiç ya da gereği gibi yerine getirilmemesidir. Bu nedenle risk değerlendirmesi, İSG eğitimleri ve denetim kayıtları, işverenin kusur oranını doğrudan etkiler.
Asıl işveren, alt işveren ve işveren vekili
Rücu yalnızca esas işverene değil; 5510 sayılı Kanun’un tanımları çerçevesinde alt işverene ve işveren vekiline de yöneltilebilir. Asıl işveren–alt işveren ilişkisinde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi ve 6331 sayılı Kanun gereği asıl işveren, alt işverenin o işyerindeki işçilerine karşı yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu tutulabilir. Uygulamada Kurum, kusurlu gördüğü tüm halkalara (asıl işveren, alt işveren, üçüncü kişi) birlikte dava açar; sorumluluk kusur oranlarına göre paylaştırılır. Bu yüzden alt işveren sözleşmesindeki İSG yükümlülükleri, saha organizasyonu ve denetim mekanizması, asıl işverenin savunmasında belirleyicidir.
Üçüncü kişinin sorumluluğu ve müteselsil ilişki (m.21/4)
Kaza üçüncü bir kişinin kusuruyla meydana gelmişse, ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişiye ve kusuru varsa onu çalıştırana rücu edilir. İşveren (m.21/1) ile üçüncü kişi (m.21/4) arasında müteselsil borçluluk bulunur; Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62. maddeleri uyarınca tazminat, tarafların kusur ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğuna göre iç ilişkide paylaştırılır.
Sigortasız işçi ve geç bildirim: kusursuz sorumluluk (m.23)
En sert sonuç, sigortalının işe giriş bildirgesinin süresinde Kuruma verilmemesi (kayıt dışı/sigortasız çalıştırma) hâlinde doğar. Bu durumda, 21. maddedeki kusur şartı aranmaksızın, Kurum’ca yapılan ve ileride yapılacak her türlü masraf ile gelirin ilk peşin sermaye değeri işverene ayrıca ödettirilir. Yani işveren hiç kusurlu olmasa dahi, sigortasız çalıştırma tek başına tam rücu sorumluluğu doğurur. İş kazasının süresinde bildirilmemesi de, bildirime kadar ödenen geçici iş göremezlik ödeneklerinin işverenden tahsili sonucunu doğurabilir.
Kusur matrisi nasıl kurulur? İşveren savunmasının çerçevesi
Rücu davalarında belirleyici olan, bilirkişi tarafından hazırlanan kusur dağılım raporudur. Kusur; işveren, alt işveren, üçüncü kişi ve sigortalı arasında oranlanır ve Kurum’un alacağı bu orana göre hesaplanır. İşveren tarafının amacı, kusur oranını gerçeğe uygun biçimde düşürmek ve kaçınılmazlık payını ortaya koymaktır. Bu savunma, olaydan sonra değil, kayıt düzeniyle önceden kurulur:
- Güncel ve işe özgü risk değerlendirmesi (6331 m.10) ve revizyon kayıtları
- İSG eğitim kayıtları, katılım imza çizelgeleri ve işe uygun görevlendirme belgeleri
- Kişisel koruyucu donanım (KKD) teslim tutanakları ve kullanım denetimi
- Alt işveren sözleşmesindeki İSG yükümlülükleri ve saha gözetim mekanizması
- Kaza sonrası ilk saatlerde tutanak, tanık ve olay yeri kayıtlarının doğru toplanması
İş kazası sonrası açılabilecek tazminat boyutu için iş kazası tazminat davası yazımız; sürecin genel iş hukuku çerçevesi için iş hukuku hizmet sayfamız incelenebilir.
Zamanaşımı ve sürecin işleyişi
Kurum’un rücu hakkı, kural olarak yaptığı ödemenin/bağladığı gelirin onayının kesinleştiği tarihte doğar ve rücuan tazminat alacağı zamanaşımına tâbidir. Süreler ve başlangıç anı dosyanın niteliğine göre değişebileceğinden, Kurum’un rücu ihbarı, dava dilekçesi veya icra takibi elinize ulaştığı anda vakit kaybetmeden hukuki değerlendirme yapılması; kusur raporuna ve peşin sermaye değeri hesabına süresinde itiraz edilmesi büyük önem taşır. Kanun’un tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
SGK rücu davası ile işçinin açtığı tazminat davası aynı şey mi?
Hayır. Rücu davasında davacı Kurum’dur ve yaptığı sosyal güvenlik ödemelerini geri ister. İşçinin açtığı maddi-manevi tazminat davası ise sigortalının kendi gerçek zararına ilişkindir; ikisi ayrı süreçlerdir.
İşveren her iş kazasında SGK’ya ödeme yapmak zorunda mı?
Hayır. İşverenin rücu sorumluluğu kusura dayanır; kastı veya iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketi yoksa ve olay kaçınılmazsa sorumluluk doğmayabilir. Ancak sigortasız çalıştırma gibi hâllerde kusur aranmaz.
Sigortasız işçinin kazasında işveren ne kadar sorumlu olur?
Sigortalı süresinde Kuruma bildirilmemişse, 5510 m.23 uyarınca kusur şartı aranmaksızın masrafların ve gelirin ilk peşin sermaye değerinin tamamı işverene ödettirilebilir.
Alt işverenin işçisi kaza geçirirse asıl işveren de sorumlu olur mu?
Olabilir. Asıl işveren, alt işverenin o işyerindeki işçilerine karşı yükümlülüklerden mevzuat gereği alt işverenle birlikte sorumlu tutulabilir; Kurum kusurlu gördüğü tüm tarafları davaya dâhil eder.
Üçüncü kişinin kusuru varsa rücu nasıl olur?
Kaza üçüncü kişinin kusuruyla olmuşsa, ilk peşin sermaye değerinin yarısı o kişiye ve kusuru varsa çalıştıranına rücu edilir; işveren ile üçüncü kişi müteselsilen sorumlu olabilir.
Kaçınılmazlık ne anlama gelir ve nasıl ispatlanır?
Kaçınılmazlık, alınabilecek tüm önlemler alınmış olsa dahi olayın önlenemeyeceği durumu ifade eder. Risk değerlendirmesi, eğitim ve denetim kayıtlarıyla desteklenen bilirkişi incelemesiyle ortaya konur ve bu pay işverene yüklenmez.
İşverenin kusur oranını ne belirler?
Bilirkişi kusur raporu. Risk değerlendirmesinin varlığı/güncelliği, İSG eğitimleri, KKD tutanakları, saha organizasyonu ve alt işveren gözetimi bu oranı doğrudan etkiler.
Rücu davasında zamanaşımı var mı?
Evet. Rücu alacağı zamanaşımına tâbidir ve süre kural olarak Kurum’un ödeme/gelir onayının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Süreler dosyaya göre değişebileceğinden, bildirim elinize ulaştığında hızla değerlendirme yapılmalıdır.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com