Back to Home Page

SGK Rücu Davası ve İşveren Sorumluluğu (2026)

SGK rücu davası, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle sigortalıya ya da hak sahiplerine ödeme yapan Sosyal Güvenlik Kurumunun, kanunda belirtilen şartlarla bu giderleri işveren veya kazaya sebep olan üçüncü kişilerden geri istemesidir. İşverenin 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesine dayanan sorumluluğu kural olarak kusura bağlıdır. Kazanın işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışı sonucunda meydana gelmesi ve davranışla zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunması gerekir. Kurumun işverenden isteyebileceği tutar; yapılan ödemeler, bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri, işverenin kusur oranı ve sigortalının gerçek zarar tavanı dikkate alınarak belirlenir. Buna karşılık sigortalının işe giriş bildirgesi süresinde verilmemiş ve iş kazası bildirimden veya Kurumun tespitinden önce meydana gelmişse 5510 sayılı Kanun’un 23. maddesi uygulanabilir; bu durumda 21. maddede aranan işveren kusuru şartı bulunmaksızın Kurum giderleri işverene yöneltilebilir. İşverenle üçüncü kişinin birlikte kusurlu olduğu olaylarda ise her birinin farklı kanuni sorumluluk sınırları bulunduğundan basit bir tam teselsül değil, farklılaştırılmış müteselsil sorumluluk hesabı yapılır.

📅 Yayın: 3 Haziran 2026 · Son güncelleme: 14 Temmuz 2026


SGK rücu davası nedir?

İş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiğinde Sosyal Güvenlik Kurumu, olayda kimin kusurlu olduğuna bakmaksızın kanundaki şartları taşıyan sigortalı ve hak sahiplerine sosyal sigorta yardımlarını yapar.

Kurum tarafından karşılanabilecek başlıca giderler şunlardır:

  • Geçici iş göremezlik ödeneği,
  • Sürekli iş göremezlik geliri,
  • Hak sahiplerine bağlanan ölüm geliri,
  • Tedavi ve sağlık hizmeti giderleri,
  • Kanun kapsamında yapılan diğer ödemeler.

Kurum daha sonra kazanın meydana gelmesindeki sorumluluğu araştırarak yaptığı ödemelerin tamamını veya belirli bir kısmını:

  • İşverene,
  • Asıl veya alt işverene,
  • Kazaya sebep olan üçüncü kişiye,
  • Şartları varsa üçüncü kişiyi çalıştırana

karşı açacağı rücuan tazminat davasıyla talep edebilir.

SGK rücu davası, işçinin veya hak sahiplerinin işverene karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasından farklıdır. Rücu davasında davacı Kurumdur ve uyuşmazlık Kurumun yaptığı sosyal güvenlik harcamalarına ilişkindir.

İşçinin kendi zararları bakımından İş Kazası Tazminat Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

5510 sayılı Kanun’un 21. ve 23. maddeleri arasındaki fark

İşveren aleyhine açılan rücu davalarında önce davanın hangi kanun maddesine dayandığı belirlenmelidir.

Kriter 5510 m.21 5510 m.23
Temel sebep İşverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışı İşe giriş bildirgesinin süresinde verilmemesi
İşveren kusuru Aranır m.21/1’deki kusur şartları aranmaz
Kazanın zamanı Sigortalılık bildiriminin zamanından bağımsızdır Kaza, bildirgenin verilmesinden veya çalışmanın Kurumca tespitinden önce meydana gelmelidir
Gerçek zarar tavanı İşveren yönünden uygulanır m.21’deki gerçek zarar sınırı aynı şekilde uygulanmaz
Kaçınılmazlık Sorumluluğun belirlenmesinde dikkate alınır Kayıt dışı çalıştırmadan doğan özel sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmaz
Talebin kapsamı Kusur, nedensellik ve kanuni tavanlar içinde belirlenir Kurumun yaptığı ve ileride yapması gereken masraflarla gelirin ilk peşin sermaye değeri gündeme gelir

Her iki madde aynı olayda tartışılabilir. Örneğin sigortalının işe giriş bildirgesi verilmemiş ve kaza aynı zamanda işverenin iş güvenliği ihlali nedeniyle meydana gelmişse Kurum, dava dilekçesinde 21. ve 23. maddelere birlikte dayanabilir.

İşverenin 5510 m.21 kapsamındaki sorumluluk şartları

5510 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre işverenin rücu sorumluluğu için yalnızca işyerinde bir kaza meydana gelmesi yeterli değildir.

Kural olarak şu şartların birlikte bulunması gerekir:

  1. 5510 sayılı Kanun anlamında iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmelidir.
  2. Kurum sigortalıya veya hak sahiplerine ödeme yapmalı ya da gelir bağlamalıdır.
  3. İşverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışı bulunmalıdır.
  4. İşverenin davranışıyla kaza veya meslek hastalığı arasında uygun nedensellik bağı kurulmalıdır.
  5. Talep, işverenin kusur oranı ve kanuni sorumluluk sınırları içinde kalmalıdır.

İş kazasının işyerinde meydana gelmesi, işverenin otomatik olarak yüzde yüz kusurlu olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık kazanın doğrudan işçinin hatasıyla gerçekleştiğinin ileri sürülmesi de işverenin gözetim, eğitim ve denetim yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

İşverenin kastı ne anlama gelir?

Kast, işverenin iş kazası veya meslek hastalığı sonucunu bilerek ve isteyerek meydana getirmesidir. Uygulamada rücu davalarının büyük kısmı doğrudan kasta değil, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışa dayanır.

Bununla birlikte işverenin:

  • Çok açık ve ağır tehlikeyi bilmesine rağmen üretimi sürdürmesi,
  • Yetkili makamlarca durdurulan işi bilinçli olarak devam ettirmesi,
  • Koruyucu sistemi kasıtlı biçimde devre dışı bırakması,
  • Çalışanın güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye sokan talimat vermesi

olayın özelliklerine göre kast veya ağır kusur tartışmasına neden olabilir.

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırılık nasıl belirlenir?

İşverenin temel yükümlülükleri 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ilgili yönetmeliklerde düzenlenmiştir.

İncelemede özellikle şu hususlar araştırılır:

  • İşe ve işyerine özgü risk değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı,
  • Risk değerlendirmesinin güncel olup olmadığı,
  • Tehlikelerin kaynağında ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı,
  • Toplu koruma önlemlerine kişisel koruyuculardan önce başvurulup başvurulmadığı,
  • Makine ve ekipman koruyucularının bulunup bulunmadığı,
  • Çalışana işe uygun eğitim verilip verilmediği,
  • Çalışanın mesleki yeterliliğinin bulunup bulunmadığı,
  • Kişisel koruyucu donanımın teslim edilip fiilen kullandırılıp kullandırılmadığı,
  • İşin uzman ve yetkili kişilerce gözetilip gözetilmediği,
  • İşverenin alınan önlemlere uyulmasını denetleyip denetlemediği.

Kanun metinlerine 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bağlantılarından ulaşılabilir.

İmzalı eğitim ve KKD teslim tutanağı işvereni kurtarır mı?

Tek başına kurtarmaz.

İşverenin dosyaya:

  • İSG eğitim katılım belgesi,
  • Kişisel koruyucu donanım teslim tutanağı,
  • Risk değerlendirmesi,
  • İş talimatı

sunması önemlidir. Ancak mahkeme yalnızca belgelerin varlığına değil, yükümlülüklerin gerçekte yerine getirilip getirilmediğine bakar.

Örneğin baret teslim tutanağı bulunmasına rağmen çalışanların baret kullanıp kullanmadığı hiç denetlenmiyorsa veya makine koruyucusu bulunması gerekirken yalnızca çalışanlara dikkatli olmaları söylenmişse işveren sorumluluktan kurtulamayabilir.

Eğitimin:

  • Çalışanın yaptığı işe özgü,
  • Anlayabileceği dil ve düzeyde,
  • Uygulamalı ve yeterli sürede,
  • İşe başlamadan önce,
  • İş veya ekipman değiştiğinde yenilenerek

verilmiş olması gerekir.

Nedensellik bağı neden önemlidir?

İşverenin iş güvenliği mevzuatına aykırı her davranışı, meydana gelen kazadan otomatik olarak sorumlu tutulmasına yetmez.

İhlal ile kaza arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.

Örneğin:

  • Yüksekte çalışma eğitiminin verilmemesi ile çalışanın yüksekten düşmesi arasında bağ kurulabilir.
  • Makine koruyucusunun bulunmaması ile elin makineye sıkışması arasında bağ kurulabilir.
  • Kazayla ilgisi olmayan bir evrak eksikliği ise tek başına rücu sorumluluğu doğurmayabilir.

Mücbir sebep, üçüncü kişinin ağır kusuru veya sigortalının tamamen olağan dışı ve öngörülemez davranışı bazı olaylarda nedensellik bağını kesebilir. Ancak işçinin kurala aykırı davranışı, işverenin bu davranışı önleme ve denetleme yükümlülüğü bulunduğu durumlarda kendiliğinden tam kurtuluş sağlamaz.

Kaçınılmazlık ilkesi nedir?

5510 sayılı Kanun, işverenin sorumluluğu belirlenirken kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınmasını açıkça öngörür.

Kaçınılmazlık:

Bilimin, tekniğin ve mevcut çalışma koşullarının gerektirdiği bütün önlemler alınsa dahi olayın önlenemeyen bölümüdür.

Kaçınılmazlık değerlendirmesi yapılabilmesi için öncelikle işverenin alınması gereken tüm tedbirleri aldığı ortaya konulmalıdır. Önlem alınmadan meydana gelen bir olayda:

“Bu kaza zaten kaçınılmazdı.”

savunması kabul edilmeyebilir.

Kaçınılmazlık oranı bilirkişi tarafından teknik verilere göre belirlenir ve taraflara kusur olarak yüklenmez.

Sigortalının kusuru SGK alacağını azaltır mı?

Evet. Sigortalının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olması, işverenin sorumluluk oranını ve Kurumun talep edebileceği miktarı etkileyebilir.

Sigortalının kusuruna örnek olarak:

  • Açık ve uygulanabilir iş talimatına bilinçli biçimde aykırı davranmak,
  • Verilmiş ve kullanımı denetlenmiş koruyucu donanımı haklı sebep olmadan çıkarmak,
  • Yetkisiz olduğu makine veya bölgeye müdahale etmek,
  • Alkol veya uyuşturucu etkisi altında çalışmak,
  • İşle ilgisi olmayan kişisel bir davranışla tehlike yaratmak

gösterilebilir.

Ancak işveren:

  • Yeterli eğitim vermemişse,
  • Tehlikeli yöntemi işyerinde olağan uygulama hâline getirmişse,
  • İhlalleri görmesine rağmen müdahale etmemişse,
  • İşi üretim baskısıyla güvensiz biçimde yaptırmışsa

işçinin davranışına dayanarak bütün sorumluluktan kurtulamaz.

İlk peşin sermaye değeri nedir?

Sürekli iş göremezlik veya ölüm hâlinde SGK tarafından bağlanan gelir uzun yıllar boyunca aylık olarak ödenebilir.

İlk peşin sermaye değeri, bağlanan bu gelirin başladığı tarihteki aktüeryal karşılığını ifade eder. Sigortalıya veya hak sahiplerine ileride yapılması beklenen gelir ödemelerinin bugünkü değeridir.

Bu nedenle Kurumun dava dilekçesinde talep ettiği tutar, yalnızca kaza tarihine kadar fiilen ödenmiş aylıklardan ibaret olmayabilir.

İlk peşin sermaye değeri hesabında:

  • Gelirin başlangıç tarihi,
  • Gelirin miktarı,
  • Sigortalının veya hak sahibinin yaşı,
  • Gelirin bağlanma oranı,
  • Aktüeryal tablolar

dikkate alınır.

Sonradan kanun veya katsayı değişiklikleriyle gelirlerde yapılan her artış, işverene yeniden ve sınırsız biçimde rücu edilecek yeni bir ilk peşin sermaye değeri oluşturmaz.

Gerçek zarar tavanı nasıl uygulanır?

5510 m.21/1, Kurumun işverene yönelteceği talebi sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri gerçek zarar tutarıyla sınırlar.

Mahkeme bu nedenle iki ayrı hesabı karşılaştırır:

  • Kurumun yaptığı ödemeler ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri,
  • Sigortalı veya hak sahiplerinin genel tazminat esaslarına göre hesaplanan maddi zararı.

İşveren yönünden gerçek zarar tavanını aşan bir rücu kararı verilemez. Hesapta işveren ve sigortalının kusur oranları da gözetilir.

Gerçek zarar hesabında olayın niteliğine göre:

  • Sigortalının yaşı,
  • Ücreti ve kazanç kaybı,
  • Meslekte kazanma gücü kayıp oranı,
  • Aktif ve pasif çalışma dönemleri,
  • Hak sahiplerinin destek süreleri,
  • Tarafların kusur oranları

değerlendirilir.

Kurum hangi giderleri işverenden isteyebilir?

5510 m.21 kapsamındaki bir davada talep kalemleri olayın sonucuna göre değişebilir.

Talep kalemi Temel değerlendirme
Geçici iş göremezlik ödeneği İşverenin kusuru ve olayla nedensellik bağı kapsamında
Tedavi giderleri Kazayla bağlantılı ve Kurumca karşılanmış giderler
Sürekli iş göremezlik geliri Gelirin ilk peşin sermaye değeri üzerinden
Hak sahiplerinin ölüm geliri Bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerleri üzerinden
Sonradan yapılan ödemeler Asıl dava sırasında veya ek dava yoluyla talep edilebilir

Her ödeme belgesi incelenmeli; giderin kazayla bağlantısı, mükerrer talep bulunup bulunmadığı ve hesap tarihleri kontrol edilmelidir.

Üçüncü kişinin sorumluluğu: 5510 m.21/4

İş kazası veya meslek hastalığı üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse Kurum bu kişiye de rücu edebilir.

Üçüncü kişiye örnek olarak:

  • Trafik kazasına sebep olan başka araç sürücüsü,
  • İşyerinde farklı bir işveren adına çalışan kusurlu kişi,
  • Makine veya ekipmanda hatalı müdahale yapan bakım şirketi,
  • Tehlikeli davranışıyla kazaya sebep olan işveren dışındaki kişi

gösterilebilir.

Üçüncü kişi yönünden:

  • Kurumun yaptığı veya ileride yapacağı ödemeler,
  • Bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı,
  • Üçüncü kişinin kusur oranı

dikkate alınır.

Üçüncü kişiyi çalıştıran kişi veya işletmeye rücu edilebilmesi için de kanunun aradığı kusur ve sorumluluk şartlarının somut olayda bulunması gerekir.

İşveren ve üçüncü kişi birlikte kusurluysa hesap nasıl yapılır?

İşverenle üçüncü kişi aynı kazanın meydana gelmesine birlikte sebep olmuş olabilir.

Bu durumda Yargıtay uygulamasında farklılaştırılmış müteselsil sorumluluk hesabı yapılır. Bunun nedeni, işveren ve üçüncü kişinin kanuni sorumluluk sınırlarının aynı olmamasıdır.

İşveren yönünden:

  • İlk peşin sermaye değeri,
  • Gerçek zarar tavanı,
  • İşverenin kusur oranı

dikkate alınır.

Üçüncü kişi yönünden ise:

  • Gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı,
  • Üçüncü kişinin kusur oranı,
  • Diğer Kurum ödemeleri

üzerinden farklı bir kanuni sınır uygulanır.

Bu nedenle mahkeme:

“İşveren ve üçüncü kişi toplam Kurum alacağının tamamından müştereken sorumludur.”

şeklinde her iki tarafın özel sınırlarını ortadan kaldıran bir hesap yapamaz.

Her davalının kişisel sorumluluk tavanı ayrı hesaplanmalı; müteselsil sorumluluk bu tavanların kesiştiği bölüm bakımından kurulmalıdır.

Asıl işveren ve alt işverenin sorumluluğu

Alt işveren işçisinin iş kazası geçirmesi hâlinde SGK yalnızca bordroda görünen alt işverene dava açmakla yetinmeyebilir.

5510 sayılı Kanun ve iş mevzuatı uyarınca, geçerli bir asıl işveren–alt işveren ilişkisi bulunuyorsa asıl işveren kanunun yüklediği yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu tutulabilir.

Bununla birlikte önce ilişkinin gerçek niteliği belirlenmelidir:

  • İşin asıl işin bir bölümü mü, yardımcı iş mi olduğu,
  • Alt işverenin bağımsız organizasyonunun bulunup bulunmadığı,
  • Çalışanlara kimin emir ve talimat verdiği,
  • İSG tedbirlerini kimin aldığı ve denetlediği,
  • İlişkinin muvazaalı olup olmadığı,
  • Kazaya sebep olan ekipman ve alanın kimin kontrolünde olduğu

araştırılır.

Sözleşmede:

“Bütün iş sağlığı ve güvenliği sorumluluğu alt işverene aittir.”

hükmünün bulunması, asıl işverenin kanundan doğan sorumluluğunu Kuruma veya işçiye karşı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu hüküm tarafların kendi aralarındaki iç rücu ilişkisinde değerlendirilebilir.

İşveren vekiline doğrudan dava açılabilir mi?

5510 sayılı Kanun bakımından işveren adına ve hesabına işin veya görülen hizmetin bütününü yöneten kişi işveren vekili sayılabilir.

Ancak yalnızca:

  • Şantiye şefi,
  • İnsan kaynakları müdürü,
  • İSG uzmanı,
  • Ustabaşı,
  • Teknik müdür

unvanlarından birine sahip olmak, her durumda işveren vekili sıfatı ve bütün Kurum alacağından sorumluluk doğurmaz.

Kişinin:

  • Gerçek yönetim yetkisi,
  • İşin bütünü üzerindeki karar gücü,
  • İşveren adına hareket edip etmediği,
  • Kazaya sebep olan fiili,
  • Kanuni işveren vekili tanımını karşılayıp karşılamadığı

somut olarak incelenmelidir.

İSG uzmanı veya işyeri hekiminin görevini ihlal etmesi ayrı bir kusur ve üçüncü kişi sorumluluğu doğurabilir; ancak bu kişilerin görevlendirilmiş olması işverenin kendi gözetim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Sigortasız veya geç bildirilen işçi: 5510 m.23

5510 sayılı Kanun’un 23. maddesi, işveren açısından çok ağır bir özel sorumluluk düzenler.

Maddenin uygulanabilmesi için:

  1. Sigortalı fiilen çalışmaya başlamış olmalıdır.
  2. Sigortalı işe giriş bildirgesi kanuni süresinde Kuruma verilmemiş olmalıdır.
  3. İş kazası, bildirgenin sonradan verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelmiş olmalıdır.

Bu şartlar varsa Kurum:

  • Yaptığı ve ileride yapması gereken masrafları,
  • Bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerini

m.21/1’deki kast veya iş güvenliği ihlali şartlarını aramadan işverene yöneltebilir.

Dolayısıyla işverenin kazanın meydana gelmesinde kusursuz olması, m.23 sorumluluğunu tek başına ortadan kaldırmaz.

Buna karşılık işe giriş bildirgesinin geç verilmiş olması, bundan sonra meydana gelen bütün kazalarda sınırsız biçimde m.23 uygulanacağı anlamına gelmez. Kazanın bildirgenin verilmesinden veya Kurumun çalışmayı tespit etmesinden önce meydana gelmiş olması gerekir.

İşe giriş bildirgesinin yalnızca bir gün geç verilmesi sonucu değiştirir mi?

Kazanın zamanına göre değiştirebilir.

Örneğin:

  • Çalışan pazartesi işe başlamış, bildirge çarşamba verilmiş ve kaza salı günü meydana gelmişse m.23 gündeme gelebilir.
  • Bildirge çarşamba verilmiş, kaza cuma günü meydana gelmişse geç bildirim nedeniyle m.23’ün uygulanma şartları ayrıca değerlendirilir; kaza bildirimden sonra gerçekleşmiştir.

Bu nedenle işe başlama, bildirge verilme, Kurum tespiti ve kaza tarihleri saatleriyle birlikte belirlenmelidir.

İş kazasının SGK’ye geç bildirilmesi ne sonuç doğurur?

İşveren, iş kazasını:

  • Yetkili kolluk kuvvetlerine derhâl,
  • Sosyal Güvenlik Kurumuna kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde

bildirmelidir.

Kazanın işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmesi hâlinde üç iş günlük süre, olayın işveren tarafından öğrenildiği tarihten başlayabilir.

İş kazası süresinde Kuruma bildirilmezse:

Bildirim tarihine kadar geçen dönem için sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilebilir.

Bu yaptırım, işe giriş bildirgesinin verilmemesine ilişkin m.23 sorumluluğuyla aynı değildir.

İhlal Muhtemel sonuç
İşe giriş bildirgesinin süresinde verilmemesi Şartları varsa m.23 uyarınca masraflar ve ilk peşin sermaye değerinin kusur aranmadan rücu edilmesi
İş kazasının üç iş günü içinde bildirilmemesi Bildirim tarihine kadar ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin tahsili
Yanlış veya gerçeğe aykırı bildirim İdari yaptırım, inceleme ve olayın niteliğine göre başka hukuki sonuçlar

Meslek hastalığında işveren sorumluluğu nasıl belirlenir?

Meslek hastalığı, çoğu zaman tek bir anda değil uzun süreli maruziyet sonucunda ortaya çıkar.

Bu nedenle şu hususlar araştırılır:

  • Sigortalının hangi işverenler yanında çalıştığı,
  • Her işyerindeki çalışma süresi,
  • Maruz kalınan kimyasal, fiziksel veya biyolojik etkenler,
  • Hastalığın yükümlülük ve maruziyet süresi,
  • İşverenlerin aldığı koruyucu tedbirler,
  • Periyodik sağlık gözetimi,
  • Hastalıkla iş arasındaki tıbbi nedensellik bağı.

Sigortalının birden fazla işyerinde aynı etkene maruz kalması hâlinde her işverenin dönemi ve hastalığa katkısı ayrı değerlendirilmelidir.

İşyerinde hastalık riskinin bulunması tek başına yeterli değildir. Hastalığın mesleki olduğunun yetkili sağlık mercileri ve Kurum süreci içinde belirlenmesi gerekir.

Kusur raporu nasıl hazırlanmalıdır?

SGK rücu davasında en kritik delillerden biri bilirkişi kusur raporudur.

Rapor yalnızca soyut ifadelerle:

“İşveren gerekli önlemleri almamıştır.”

dememelidir.

Denetime elverişli bir raporda:

  • Kazanın oluş şekli,
  • İşyerinin ve yapılan işin niteliği,
  • Uygulanması gereken mevzuat hükümleri,
  • Alınması gereken somut tedbirler,
  • Hangi tedbirin alınmadığı,
  • Alınmayan tedbirle kaza arasındaki nedensellik,
  • İşveren, sigortalı ve üçüncü kişilerin davranışları,
  • Kaçınılmazlık bulunup bulunmadığı

ayrı ayrı açıklanmalıdır.

Kaza inşaat, elektrik, makine, maden, kimya veya trafik gibi özel teknik bilgi gerektiriyorsa bilirkişi heyetinin olayın niteliğine uygun uzmanlardan oluşturulması gerekir.

Ceza dosyasındaki kusur raporu rücu davasını bağlar mı?

Ceza dosyasındaki deliller, tanık anlatımları, keşifler ve uzman raporları rücu davasında kullanılabilir.

Ancak ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesi ile hukuk ve sosyal güvenlik hukukundaki kusur değerlendirmesi aynı olmayabilir.

Ceza yargılamasında:

  • Şahsi ceza sorumluluğu,
  • Şüpheden sanık yararlanır ilkesi,
  • Ceza hukukuna özgü kusur

incelenir.

Rücu davasında ise:

  • İşverenin organizasyon ve gözetim yükümlülüğü,
  • İSG mevzuatındaki objektif yükümlülükler,
  • Kurumun kanuni rücu sınırları,
  • Taraflar arasındaki mali sorumluluk

değerlendirilir.

Bu nedenle beraat kararı işvereni otomatik olarak rücu sorumluluğundan kurtarmadığı gibi, ceza mahkûmiyeti de rücu miktarının ayrıca hesaplanması gereğini ortadan kaldırmaz.

İşverenin ceza sorumluluğu için İş Kazasında İşverenin Cezai Sorumluluğu başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

İşçinin açtığı tazminat davası SGK rücu davasını bağlar mı?

İki dava aynı kazadan doğsa da tarafları ve talepleri farklıdır.

Dava Davacı Talep
İş kazası tazminat davası Sigortalı veya hak sahipleri Karşılanmayan maddi zarar ve manevi tazminat
SGK rücu davası Sosyal Güvenlik Kurumu Kurumun yaptığı sosyal sigorta ödemeleri

SGK önceki tazminat davasının tarafı değilse verilen karar Kurumu her yönüyle bağlamayabilir. Bununla birlikte:

  • Kazanın oluş biçimi,
  • Kesinleşen maddi vakıalar,
  • Tanık anlatımları,
  • Teknik incelemeler,
  • Gerçek zarar hesabı

rücu dosyasında önemli delil oluşturabilir.

Aynı olay hakkında çelişkili kusur kararları verilmemesi için bağlantılı dosyaların ve kesinleşme durumlarının mahkemeye bildirilmesi gerekir.

SGK rücu davası hangi mahkemede açılır?

5510 sayılı Kanun’un uygulanmasından doğan SGK rücu davaları kural olarak iş mahkemesinde görülür.

Ayrı iş mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Yetkili mahkeme belirlenirken:

  • Davalının yerleşim yeri,
  • İşyerinin bulunduğu yer,
  • Kazanın meydana geldiği yer,
  • Birden fazla davalının bulunması

dikkate alınabilir.

Dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk var mı?

Hayır.

İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan:

  • Maddi ve manevi tazminat davaları,
  • Tespit davaları,
  • İtiraz davaları,
  • Rücu davaları

dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında bırakılmıştır.

Bu nedenle SGK’nin rücu davası açmadan önce zorunlu arabulucuya başvurması gerekmez. Aynı şekilde davalı işverenin savunması da arabuluculuk yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddini sağlamaz.

SGK rücu davasında zamanaşımı kaç yıldır?

SGK rücu alacaklarında genel olarak 10 yıllık zamanaşımı değerlendirilir. Ancak bütün talep kalemleri için süre mutlaka kaza tarihinde başlamaz.

Başlangıç tarihi talebin türüne göre değişebilir:

  • Bağlanan gelir bakımından gelir bağlama veya onay işleminin kesinleştiği tarih,
  • Geçici iş göremezlik ödeneği ve sağlık giderlerinde ödemenin yapıldığı tarih,
  • Sonradan yapılan yeni ödemelerde ilgili ödeme tarihi

önem taşıyabilir.

Bu nedenle dava dilekçesindeki her talep kalemi ayrı ayrı incelenmelidir. Kazanın üzerinden on yıl geçmiş olması, bütün Kurum taleplerinin otomatik olarak zamanaşımına uğradığı anlamına gelmeyebilir.

Zamanaşımı mahkeme tarafından her durumda kendiliğinden uygulanmaz. Davalı tarafından süresinde ileri sürülmesi gerekir.

SGK rücu yazısı veya dava dilekçesi geldiğinde ne yapılmalıdır?

Aşama Yapılacak işlem
1. Tebliğ tarihini belirleyin Cevap ve delil sunma sürelerini kaydedin
2. Davanın dayanağını kontrol edin m.21, m.23 veya her ikisine dayanılıp dayanılmadığını belirleyin
3. İşe giriş tarihlerini karşılaştırın Fiilî işe başlama, bildirge, Kurum tespiti ve kaza tarihlerini çıkarın
4. Kurum hesaplarını inceleyin Ödeme belgeleri ve ilk peşin sermaye değeri hesabını kontrol edin
5. Kaza dosyasını toplayın Tutanak, kamera, fotoğraf, tanık ve kolluk belgelerini saklayın
6. İSG dosyasını hazırlayın Risk değerlendirmesi, eğitim, KKD, bakım ve denetim kayıtlarını sunun
7. Diğer sorumluları belirleyin Alt işveren, asıl işveren ve üçüncü kişilerin rolünü araştırın
8. Kusur raporuna itiraz edin Eksik mevzuat, uzmanlık ve nedensellik değerlendirmelerini somutlaştırın
9. Zamanaşımını inceleyin Her gelir ve ödeme kaleminin başlangıç tarihini ayrı değerlendirin

İşveren savunmasında kullanılabilecek belgeler

  • İşe giriş bildirgesi ve çalışma kayıtları,
  • İş kazası bildirim formu,
  • Risk değerlendirmesi ve revizyonları,
  • Acil durum planları,
  • İSG eğitim belgeleri ve eğitim içerikleri,
  • Mesleki yeterlilik belgeleri,
  • Sağlık muayenesi ve işe uygunluk kayıtları,
  • KKD teslim ve kullanım denetimi belgeleri,
  • Makine bakım ve periyodik kontrol raporları,
  • Görevlendirme ve iş talimatları,
  • Şantiye günlükleri ve saha denetim tutanakları,
  • Alt işveren sözleşmesi ve koordinasyon kayıtları,
  • Kamera görüntüleri ve olay yeri fotoğrafları,
  • Kolluk ve savcılık soruşturma belgeleri,
  • Tanık listesi ve iletişim bilgileri.

Belgeler kazadan sonra geriye dönük biçimde oluşturulmamalıdır. Tarih, elektronik kayıt ve imza uyumsuzlukları savunmanın güvenilirliğini ciddi biçimde zedeler.

Sık yapılan hatalar

  • Her iş kazasında işverenin SGK’ye ödeme yapacağını düşünmek: m.21 bakımından kusur, ihlal ve nedensellik aranır.
  • Sigortasız çalıştırmayla geç iş kazası bildirimini karıştırmak: m.23 ile m.21’deki geç bildirim sonucu farklıdır.
  • İşe giriş bildirgesi geç verilince bütün sonraki kazalarda m.23 uygulanacağını sanmak: Kazanın bildirim veya Kurum tespitinden önce meydana gelmesi gerekir.
  • İmzalı eğitim tutanağını yeterli görmek: Eğitimin içeriği, uygulanması ve denetimi de araştırılır.
  • KKD teslim ederek sorumluluğun bittiğini düşünmek: Kullanımın denetlenmesi ve toplu koruma önlemleri gerekir.
  • İşçinin kusurunun işvereni otomatik olarak kurtardığını düşünmek: İşverenin gözetim ve denetim yükümlülüğü ayrıca incelenir.
  • Alt işveren sözleşmesiyle bütün sorumluluğu devretmek: Kanuni sorumluluk sözleşmeyle üçüncü kişilere karşı kaldırılamaz.
  • Üçüncü kişiyle tam ve sınırsız teselsül hesabı yapmak: Her davalının farklı kanuni sorumluluk tavanı vardır.
  • Peşin sermaye değeri hesabını kontrol etmemek: Gelir başlangıcı, oran ve hesap belgeleri incelenmelidir.
  • Ceza beraatinin rücu davasını otomatik bitireceğini düşünmek: Hukuki kusur ayrıca değerlendirilir.
  • Kaza tarihinden itibaren tek bir zamanaşımı hesabı yapmak: Ödeme ve gelir kalemlerinin başlangıçları farklı olabilir.
  • Zorunlu arabuluculuk itirazında bulunmak: İş kazasından doğan rücu davaları arabuluculuk kapsamı dışındadır.

Sıkça Sorulan Sorular

SGK rücu davası ile işçinin tazminat davası aynı mıdır?

Hayır. SGK rücu davasında Kurum, yaptığı sosyal sigorta ödemelerini talep eder. İşçinin veya hak sahiplerinin davası ise Kurum tarafından karşılanmayan maddi zararlarla manevi tazminata ilişkindir.

İşveren her iş kazasında SGK’ye karşı sorumlu olur mu?

Hayır. 5510 m.21 bakımından işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışı, nedensellik bağı ve kusur oranı belirlenmelidir. Ancak m.23’teki bildirimsiz çalışma hâlinde işveren kusuru aranmayabilir.

İşçinin işe giriş bildirgesi geç verilmişse işveren kusursuz olsa bile sorumlu olur mu?

Kaza, bildirgenin verilmesinden veya çalışmanın Kurumca tespit edilmesinden önce meydana gelmişse 5510 m.23 uygulanabilir ve m.21/1’deki kusur şartları aranmaz.

İşe giriş bildirgesinin bir gün geç verilmesi yeterli midir?

Kazanın bu bir günlük gecikme içinde meydana gelmesi hâlinde m.23 gündeme gelebilir. Kaza bildirge verildikten sonra meydana gelmişse maddenin zaman bakımından uygulanma şartı ayrıca değerlendirilir.

İş kazası SGK’ye kaç gün içinde bildirilmelidir?

İşveren, iş kazasını Kuruma kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmelidir. İşverenin kontrolü dışındaki yerde meydana gelen kazalarda süre, olayın öğrenildiği tarihe göre hesaplanabilir.

İş kazası geç bildirilirse bütün SGK giderleri işverenden alınır mı?

Hayır. Geç iş kazası bildiriminin özel sonucu, bildirim tarihine kadar sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin işverenden tahsil edilmesidir. İşe giriş bildirgesinin verilmemesine ilişkin m.23 bundan farklıdır.

İşçinin kusuru SGK’nin talebini azaltır mı?

m.21 kapsamındaki hesapta sigortalının kusuru dikkate alınabilir. Ancak işverenin eğitim, gözetim ve denetim eksikliği varsa işçinin hatası işvereni her durumda tamamen sorumluluktan kurtarmaz.

Kaçınılmazlık işverenin hiç kusuru olmadığı anlamına mı gelir?

Kaçınılmazlık, gerekli bütün önlemler alınmasına rağmen önlenemeyen olay bölümüdür. İşveren tedbirleri almamışsa olayın kolayca kaçınılmaz olduğu kabul edilmez.

SGK işverenden ne kadar talep edebilir?

m.21 kapsamında Kurum ödemeleri, gelirin ilk peşin sermaye değeri, işverenin kusuru ve sigortalının gerçek zarar tavanı dikkate alınır. m.23 kapsamındaki hesap farklıdır ve m.21’deki kusur sınırları aynı şekilde uygulanmaz.

İlk peşin sermaye değeri ne demektir?

SGK tarafından gelecekte ödenecek sürekli iş göremezlik veya ölüm gelirlerinin, gelirin başladığı tarihte hesaplanan aktüeryal değeridir.

Üçüncü kişinin kusuru varsa SGK kime dava açar?

SGK üçüncü kişiye ve şartları varsa onu çalıştırana dava açabilir. İşveren de kusurluysa her davalının kusuru ve kanuni sorumluluk sınırı ayrı hesaplanır.

İşveren ve üçüncü kişi borcun tamamından birlikte mi sorumludur?

Her durumda aynı tutarın tamamından sorumlu değillerdir. İşveren ve üçüncü kişi için kanunda farklı sınırlar bulunduğundan farklılaştırılmış müteselsil sorumluluk hesabı yapılır.

Alt işveren işçisi kaza geçirirse asıl işveren de sorumlu olur mu?

Geçerli bir asıl işveren–alt işveren ilişkisi varsa asıl işveren, kanunun yüklediği yükümlülükler bakımından alt işverenle birlikte sorumlu tutulabilir. Kazadaki organizasyon, denetim ve kusur ayrıca incelenir.

İSG uzmanı görevlendirilmişse işveren sorumluluktan kurtulur mu?

Hayır. İSG uzmanı görevlendirmek işverenin kendi tedbir alma ve denetleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Uzmanın kişisel kusuru bulunuyorsa ayrıca sorumluluğu gündeme gelebilir.

Ceza mahkemesinde beraat eden işveren SGK rücu davasını da kazanır mı?

Otomatik olarak kazanmaz. Beraat gerekçesi önemli bir delildir; ancak iş sağlığı ve güvenliği mevzuatından doğan hukuki kusur rücu davasında ayrıca incelenir.

SGK rücu davasında zorunlu arabuluculuk var mı?

Hayır. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan rücu davaları dava şartı arabuluculuk kapsamı dışındadır.

SGK rücu davası hangi mahkemede görülür?

Kural olarak iş mahkemesinde; ayrı iş mahkemesi bulunmayan yerlerde iş mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.

SGK rücu davasında zamanaşımı kaç yıldır?

Genel olarak 10 yıllık zamanaşımı değerlendirilir. Ancak başlangıç tarihi gelir, geçici iş göremezlik ödeneği ve sağlık gideri gibi her talep kalemi bakımından farklı olabilir.


Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. SGK rücu sorumluluğu; kazanın tarihine, sigortalının işe giriş bildirimine, Kurum ödemelerine, işveren–alt işveren ilişkisine, kusur ve kaçınılmazlık oranlarına, üçüncü kişilerin katılımına ve uygulanacak mevzuat dönemine göre değişebilir. Kurum yazısı, dava dilekçesi, ilk peşin sermaye değeri tablosu ve kusur raporu somut dosya üzerinden birlikte incelenmelidir.

Av. Mesut Rusum tarafından kaleme alınmıştır.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku · Ticaret ve Şirketler Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com