İş kazasında ölüm veya yaralanma, sorumlu gerçek kişinin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışına bağlanabiliyorsa cezai sorumluluk doğar. Ölümde TCK m.85 uyarınca taksirle öldürme (temel hâlde 2-6 yıl hapis), yaralanmada TCK m.89 uyarınca taksirle yaralama (temel hâlde 4 ay-2 yıl hapis veya adli para cezası) uygulanır; bilinçli taksirde ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Taksirle öldürme resen soruşturulur; taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır, ancak basit yaralama dışındaki yaralanma bilinçli taksirle olmuşsa şikâyet aranmaz. Sorumluluk otomatik değildir; görev, kusur ve nedensellik bağına göre kişiseldir.
📅 Son güncelleme: 16 Ekim 2026
Sorumluluğun temeli: taksir ve 6331
İş kazasından doğan ceza sorumluluğu kural olarak taksire dayanır: dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak öngörülebilir bir sonuca yol açmak. Bu özenin ölçüsünü büyük ölçüde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu belirler: risk değerlendirmesi yapmak, işe özgü eğitim vermek, kişisel koruyucu donanım sağlamak ve kullanımını denetlemek, uygun görevlendirme ve gözetim yapmak. Bu yükümlülüklerin ihlali ile kaza arasında nedensellik bağı kurulduğunda sorumluların cezai sorumluluğu doğar; Yargıtay öngörülebilir risk ilkesini esas alır.
Taksirle öldürme ve taksirle yaralama
Ölümle sonuçlanan kazada TCK m.85 uygulanır; temel ceza iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Birden fazla kişinin ölümüne veya ölümle birlikte yaralanmaya yol açılmışsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar çıkar. Bu suç şikâyete bağlı değildir.
Yaralanmada TCK m.89 uygulanır; temel hâlde dört aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülür, m.89/2-4’teki ağır sonuçlarda ceza artar. m.89/5 uyarınca taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır; ancak birinci fıkradaki basit yaralama dışındaki bir yaralanma bilinçli taksirle gerçekleşmişse şikâyet aranmaz. Yani ne her ağır yaralanma resen soruşturulur ne de her bilinçli taksirli basit yaralanmada şikâyet şartı kalkar; yaralanmanın niteliği ve kusurun derecesi ayrı ayrı tespit edilir.
Basit taksir mi, bilinçli taksir mi?
Basit taksirde netice öngörülmemiştir; bilinçli taksirde ise öngörülmüş ama gerçekleşmeyeceğine güvenilmiştir. Riskin bilindiği hâlde maliyet veya zaman gerekçesiyle önlem alınmaması bilinçli taksir sayılabilir ve TCK m.22/3 uyarınca ceza üçte birden yarıya kadar artırılır. Risk değerlendirmesinde tehlikenin tespit edilmiş olması, önceki ramak kala kayıtları, çalışan ve İSG uzmanı uyarıları ve ekipman eksikliğine ilişkin yazışmalar bunun delilleridir. Ancak yalnızca kazanın gerçekleşmiş olması bilinçli taksiri kendiliğinden kanıtlamaz. İstisnai olarak sonucun öngörülüp kabullenildiği hâllerde olası kast bile gündeme gelebilir; bu nedenle niteleme tartışması soruşturmanın ilk anından ele alınmalıdır.
Örnek: Bir şantiyede risk değerlendirmesi 4. kat döşeme kenarında düşme tehlikesi tespit etmiş, İSG uzmanı korkuluk yapılması için iki kez yazılı uyarıda bulunmuş, ancak işveren “iş bitmek üzere” diyerek önlem almamıştır. Bu kenardan düşen işçinin ölümünde basit değil bilinçli taksir tartışılır ve ceza artırılır. Uzmanın yazılı uyarıları kendi görevini yerine getirdiğini gösterirken işverenin sorumluluğunu ağırlaştırır.
Kim sorumlu olur?
Ceza sorumluluğu kişiseldir; şirkete hapis cezası verilmez. Sorumluluk görev ve yetki dağılımına göre gerçek kişiler arasında paylaşılır: gerçek kişi işveren, işveren vekili, ilgili yönetici, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve şantiye şefi gibi fiilen gözetim görevi olanlar. Bilirkişi her birinin kusurunu ayrı belirler; işçinin kendi kusuru da bu dağılıma girer. Görev dağılımının kâğıtta değil fiilen kurulmuş olması belirleyicidir.
6331 sayılı Kanun m.4/2 uyarınca dışarıdan İSG hizmeti almak işverenin sorumluluğunu kaldırmaz. Ancak bu hüküm ceza sorumluluğunu da otomatik olarak kurmaz; kimin hangi tedbiri alma ve denetleme yetkisinin bulunduğu, tehlikenin öngörülebilirliği ve ihmal ile sonuç arasındaki nedensellik ayrıca araştırılır.
Deliller ve paralel davalar
Olaydan sonra ekipman, koruyucular, iskele ve bağlantı elemanları, fotoğraf ve kamera kayıtları; işe özgü eğitim belgeleri, görev tanımları, KKD zimmet kayıtları; teftiş tutanakları, ramak kala bildirimleri ve uzman önerileri; ilk muayene, adli rapor ve epikriz; SGK iş kazası bildirimi ve kolluk kayıtları korunmalıdır.
Tek bir kaza genellikle ceza davası, işçi veya yakınlarının tazminat davası ve SGK rücu davası olmak üzere üç süreç doğurur. Ceza dosyasındaki kusur tespiti diğer dosyalarda güçlü bir dayanaktır; ancak cezai kusur ile tazminattaki kusur oranı birebir aynı değildir. Bu üç süreç birlikte yönetilmelidir. Güncel metin için 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa bakılabilir; konu iş hukuku ile ceza hukukunun kesişimindedir.
Örneklerle sorumluluk dağılımı
Örnek 2 – Koruyucusu sökülmüş makine: Bir fabrikada pres makinesinin koruyucu kapağı üretimi hızlandırmak için vardiya amirinin talimatıyla sökülmüş, makinede çalışan işçinin eli ezilerek parmakları kopmuştur. Bilirkişi; koruyucunun sökülmesine talimat veren vardiya amirinin, bunu bildiği hâlde denetlemeyen üretim müdürünün ve risk değerlendirmesinde bu tehlikeye ilişkin önlemi takip etmeyen sorumluların kusurunu ayrı ayrı belirler. Yaralanma basit yaralama sınırını aştığı ve risk bilinerek önlem alınmadığı tartışıldığı için şikâyet şartının aranıp aranmayacağı da bilinçli taksir değerlendirmesine bağlıdır.
Örnek 3 – Eğitimi verilmiş, KKD’si zimmetlenmiş işçi: İşe özgü eğitimi belgelenmiş, emniyet kemeri zimmetlenmiş ve kullanımı düzenli denetlenen bir işçi, ustabaşının uyarısına rağmen kemerini bağlamadan çalışmaya başlamış ve düşerek yaralanmıştır. Bu durumda işçinin kendi kusuru dağılımda ağırlık kazanır; denetimin fiilen yapıldığını gösteren kayıtlar sorumluların kusurunu azaltabilir veya ortadan kaldırabilir.
Adım adım: İş kazası sonrası ceza soruşturmasında işveren
- Yaralıya ilk müdahaleyi sağlayın, kolluğu ve gerekiyorsa savcılığı bilgilendirin; kaza yerini ve ekipmanı değiştirmeden koruyun.
- Kazayı en geç üç iş günü içinde SGK’ya bildirin ve bildirim belgesini saklayın.
- Risk değerlendirmesi, eğitim kayıtları, KKD zimmetleri, görev tanımları ve teftiş tutanaklarını eksiksiz bir dosyada toplayın.
- Kamera kayıtlarını, fotoğrafları ve tanık bilgilerini kaybolmadan güvence altına alın.
- İfade vermeden önce kendi görev ve yetki alanınızı, hangi tedbirin kimin sorumluluğunda olduğunu belgelerle netleştirin.
- Bilirkişi raporu geldiğinde kusur dağılımını, nedensellik bağını ve bilinçli taksir nitelemesini ayrıntılı olarak denetleyip süresinde itiraz edin.
- Ceza dosyasını tazminat ve SGK rücu süreçleriyle birlikte izleyin.
Sık yapılan hatalar
Kaza yerini ve ekipmanı olaydan hemen sonra değiştirmek; eğitim ve KKD kayıtlarını sonradan tamamlamaya çalışmak; dışarıdan İSG hizmeti alındığı için sorumluluğun tamamen ortadan kalktığını sanmak; ifadeyi belgeleri incelemeden vermek; bilirkişi raporundaki kusur dağılımına itiraz etmemek ve ceza dosyasındaki kusur tespitinin tazminat ve rücu davalarına etkisini gözden kaçırmak en sık hatalardır.
İşten çıkarılma, iş kazası ve işçilik alacaklarına ilişkin diğer rehberler için “İşten çıkarıldım, ne yapmalıyım?” ana rehberimizdeki konu dizinine bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Ölümlü iş kazasında hangi ceza verilir?
Taksirle öldürme: temel hâlde 2-6 yıl, birden fazla ölüm veya yaralanmayla birlikte 2-15 yıl hapis.
İşçi şikâyetçi olmazsa dava düşer mi?
Ölümde hayır. Yaralanmada kural olarak şikâyet gerekir; basit yaralama dışındaki bilinçli taksirli yaralanmada aranmaz.
Bilinçli taksir ne zaman söz konusu olur?
Risk bilindiği hâlde önlem alınmadığında; ceza üçte birden yarıya kadar artar.
Şirket mi kişiler mi ceza alır?
Kişiler; sorumluluk görev ve kusura göre paylaşılır.
İSG uzmanı da cezalandırılır mı?
Görevi çerçevesinde kusuru varsa evet.
İşçinin kusuru cezayı etkiler mi?
Evet; kusur dağılımına dahil edilir.
Sonuç
İş kazasında ölüm veya yaralanma, sorumlu gerçek kişilerin 6331 sayılı Kanundan doğan dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile sonuç arasında nedensellik bağı kurulabildiğinde TCK m.85 veya m.89 kapsamında cezai sorumluluk doğurur. Risk bilindiği hâlde önlem alınmamışsa bilinçli taksir nedeniyle ceza artırılır ve bazı yaralanmalarda şikâyet şartı ortadan kalkar. Sorumluluk şirkete değil, görev ve kusura göre gerçek kişilere aittir; bu nedenle İSG belgelerinin düzenli tutulması, kaza sonrası delillerin korunması ve bilirkişi raporunun ayrıntılı denetlenmesi sonucu belirler.
Hukuki Uyarı
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Ceza hukuku nitelemeleri her olayın somut koşullarına göre değişir.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku · Ticaret ve Şirketler Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com