Back to Home Page

Konkordato İlanı Şartları ve Alacaklı Şirketler İçin Konkordato Süreci 2026

Konkordato, borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi bulunan kişinin mahkeme denetiminde ödeme koşullarını yeniden düzenlemeyi amaçladığı bir süreçtir. İcra ve İflas Kanunu’nun 285 ve devamı maddeleri uyarınca geçici mühlet, kesin mühlet, alacaklıların bildirim ve itiraz işlemleri ile tasdik kararı farklı aşamalardır. Geçici mühlet verilmesi bütün borçların silindiği veya projenin mutlaka tasdik edileceği anlamına gelmez. Borçlu şirket bakımından projenin uygulanabilirliği ve mali kayıtların doğruluğu; alacaklı bakımından alacağın zamanında bildirilmesi, teminatların durumu ve mühletin takiplere etkisi önemlidir. Rehinli ve adi alacakların aynı koşullara tabi olduğu varsayılmamalıdır.

📅 Son güncelleme: 21 Ekim 2026

Konkordato hangi borç sorununa çözüm arar?

Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun alacaklılarla mahkeme denetiminde bir yeniden yapılandırma projesi yürütmesine olanak tanıyan kurumdur. İcra ve İflas Kanunu’nun 285 ve devamı maddeleri uygulanır. İşletmenin yalnız nakit sıkıntısı çekmesi konkordatonun tasdik edileceği anlamına gelmez; borç ödeyebilme potansiyeli, proje gerçekçiliği ve kanuni çoğunluk koşulları önemlidir. Mahkemenin verdiği geçici mühlet de tasdik kararı değildir.

Geçici mühlet ve kesin mühlet neyi değiştirir?

Konkordato talebinin mahkemeye verilmesi, tek başına bütün borçların yeniden yapılandırıldığını veya takiplerin durduğunu göstermez. İİK m.285 ve devamı hükümlerinde mahkeme tarafından verilen geçici mühlet ve koşulları oluşursa kesin mühlet kararları ayrı aşamalardır. Bu kararların ilanı, komiser görevlendirilmesi ve alacaklıların başvuru süreçleri izlenmelidir. Alacaklının mühlet öncesi doğmuş alacağıyla mühlet sırasında doğan ve özel koşulları olan yeni alacak aynı hukuki sonuçlara tabi olmayabilir. Borçlunun faaliyetini sürdürmesi, komiser denetimi ve tasarruf yetkisinin sınırları bakımından da özel hükümler gündeme gelir. “Konkordato ilan edildi, tüm borçlar artık silindi” açıklaması açıkça yanlıştır.

Rehinli ve bazı imtiyazlı alacaklarda özel rejimler bulunabilir; takip yasağı ile satış yasağı aynı mesele değildir. Alacaklının komiserliğe bildirim yapması, projeyi incelemesi ve gerektiğinde itiraz etmesi farklı usul adımlarıdır. Alacak bildirilmiş diye alacağın miktarının kesinleştiği veya projenin otomatik bağlayıcı olduğu kabul edilmemelidir.

Geçici mühlet sırasında mahkeme komiser görevlendirir ve borçlunun mali durumu ile projenin uygulanabilirliği incelenir. Kesin mühlet verilmesi hâlinde faaliyet ve takip sınırlamalarının kapsamı belirlenir. Mühletin etkileri bütün alacak türleri ve bütün teminatlar için aynı değildir. Rehinli alacaklıların durumu, işletmenin yeni sözleşmeleri ve gerekli işlemler bakımından İİK’deki özel kurallar dikkate alınır. Borçlu şirket yöneticilerinin hangi tasarrufları komiser denetimine tabi olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Alacaklı bildirimi ve alacağa itiraz

Alacaklının faturası veya cari hesap kaydının bulunması, konkordato projesinde alacağın kendiliğinden doğru miktarda yer aldığı anlamına gelmez. Komiserin ilan ettiği bildirim süreleri takip edilmeli; faturalar, teslim belgeleri, faiz ve varsa teminatlar ayrı gösterilmelidir. Borçlunun alacağa itirazı varsa bu itirazın konkordato çoğunluğuna, ödeme projesine ve ayrı yargı yollarına etkisi değerlendirilir. Bir alacağın projeye eksik kaydedilmesi ile alacağın maddi hukuk bakımından bulunmaması aynı durum değildir. Rehinli alacaklıların konumu, kefillerin sorumluluğu ve diğer borçlular yönünden takip seçenekleri de kendi hükümleriyle incelenmelidir. Bu yüzden alacaklı yalnız duruşma gününü değil, ilanları ve komiser bildirimlerini düzenli izlemelidir.

Alacaklı ilan sonrasında hangi sırayla hareket etmeli?

Bir şirket, konkordato talep eden müşterisinden olan alacağını önce sözleşme, fatura, irsaliye ve ödeme kayıtlarıyla hesaplamalı; ardından komiserin alacaklılara yönelik ilanını ve bildirim usulünü takip etmelidir. Alacak kaydının tartışmalı olması ile alacağın gerçekte mevcut olmaması aynı şey değildir. Rehinli alacak, adi ticari alacak ve mühlet döneminde doğan yeni alacak farklı değerlendirmelere tabi olabilir. Bu nedenle ilan tarihini, alacak bildirimini, itirazı ve toplantı aşamasını gösteren kronoloji tutulmalıdır.

Konkordato ilanı alacağın ortadan kalktığı anlamına gelmez

Borçlunun konkordato mühleti alması, her alacaklının aynı statüye girdiği veya bütün sözleşmelerin kendiliğinden feshedildiği anlamına gelmez. Alacağın mühlet öncesinde mi sonrasında mı doğduğu, rehin veya başka bir güvenceyle teminat altına alınıp alınmadığı, ticari malın teslim ve kabulünün hangi tarihte gerçekleştiği incelenir. Alacaklı, komiserin ilanlarını ve mahkemenin mühlet kararlarını takip ederken kendi ticari kararlarını da güncellemelidir. Alacak bildirimi ile borçluya yeni kredi açılması farklı risk kararlarıdır.

Konkordato projesinin alacaklıya ekonomik etkisi nasıl okunur?

Konkordato projesi alacaklı şirket için yalnız hangi tarihte ne kadar ödeme yapılacağını söyleyen bir takvim değildir. Teklif edilen indirimin büyüklüğü, ödeme dönemi, rehinli ve rehinsiz alacaklıların konumu, borçlunun faaliyet gelirleri ve olası tasfiye senaryosuyla karşılaştırılmalıdır. Örneğin üç yıla yayılan nominal ödeme vaadinin bugünkü ekonomik değeri, tek seferde kısmi tahsilatla aynı olmayabilir. Bu nedenle alacaklı, planı yalnız yüzde olarak değil, tahsil süresi, teminat ve gerçekleşmeme riskleri bakımından değerlendirmelidir. Tasdik koşullarının yargısal nitelikte olduğu ve bir çoğunluk oylamasının tek başına bütün hukuki şartları tamamlamadığı unutulmamalıdır.

Konkordato mühletinde devam eden ticari sözleşmeler ayrı bir sorun alanıdır. Borçlunun faaliyete devam etmesi, alacaklı tedarikçinin eski fiyat ve teminat koşullarıyla süresiz hizmet sunmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık yalnız konkordato talebi yapıldığı gerekçesiyle sözleşmeyi tek yanlı sona erdirmenin mümkün olup olmadığı sözleşme ve İcra ve İflas Kanunu’nun özel hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Teslim edilen malın mülkiyetinin muhafazası, iade koşulları ve teslim sonrası doğan yeni alacaklar aynı kategoride olmayabilir. İş ilişkisinin sürdürülebilirliği hakkındaki ticari karar, hukuki koruma seçenekleriyle birlikte verilmelidir.

Alacaklının konkordato sürecindeki bilgilendirme toplantılarını ve ilan edilen süreleri kaçırmaması gerekir. Şirketin sadece muhasebe sisteminde cari hesabı açık tutması, usulüne uygun alacak bildirimi veya tasdik kararına karşı başvuru şartlarını sağlamaz. Mahkeme ve komiser tarafından ilan edilen usul izlenmeli; çekişmeli alacak, faiz ve teminat tartışmalarında ayrı delil dosyası hazırlanmalıdır. Proje tasdik edilirse sonradan verilen kararlara karşı hangi kanun yollarının ve sürelerin uygulanacağı, alacaklının oylamadaki davranışıyla birlikte değerlendirilmelidir. Konkordato başarısız olursa iflas veya başka tahsil yollarına dönülmesinin etkileri ayrıca hesaplanmalıdır.

Konkordato mühleti, borçlunun tüm alacaklara karşı her türlü talep ve yaptırımdan kesin biçimde kurtulduğu anlamına gelmez. Geçici mühletin kural olarak üç ay ve en fazla iki aylık ek süreyi; kesin mühletin kural olarak bir yıl ve şartlarla altı aya kadar uzatmayı içeren rejimi bulunur. Rehinli, imtiyazlı ve mühlet içinde doğan alacakların özel konumu ayrıca incelenmelidir.

Geçici mühlet sırasında tedarikçi alacaklarının korunması

Bir müşterisinin konkordato talebinde bulunduğunu öğrenen tedarikçi, öncelikle hangi faturalarının mühlet tarihinden önce, hangilerinin sonra doğduğunu tespit etmelidir. Çünkü alacağın doğum zamanı, konkordato komiserinin izniyle yapılan yeni işlemler ve takip yasaklarının kapsamı bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Önceki sözleşmenin yalnızca devam ediyor görünmesi, mühlet boyunca yapılan her yeni teslim için aynı korumanın bulunduğunu göstermeyebilir. Tedarikçi, mal teslimine devam etmeden önce somut siparişin hangi hukuki koşulla yapıldığını, alacağın ne zaman muaccel olduğunu ve teminat durumunu değerlendirmelidir.

Alacak bildirimi sürecinde faturaların toplamını tek satırla yazmak yerine ana para, faiz, vade ve mahsup edilen ödemeler ayrı gösterilmelidir. Komiserin veya borçlunun alacağı kısmen kabul etmesi hâlinde çekişmeli kalan miktar için hangi prosedürün uygulanacağı kontrol edilir. Konkordato planına oy vermek, alacak miktarının doğruluğu ve tasdik aşamasındaki hukuki menfaat bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Üretim sürecinin devam etmesi ve borçlunun teklif ettiği ödeme planının ticari açıdan makul görünmesi, tasdik koşullarının mahkemece mutlaka karşılandığı anlamına gelmez. Alacaklı şirketin muhasebe ve hukuk birimleri, komiser raporu ile kendi kayıtları arasındaki farkları belirginleştirmelidir.

Konkordato ilan edildiğinde alacaklı ilk olarak ne yapmalı?

Konkordato ilanı alan şirketin bütün sözleşmelerinin kendiliğinden sona erdiği veya bütün borçlarının silindiği anlamına gelmez. İlk adım, alacağın mühlet öncesinde mi sonrasında mı doğduğunu; teminat veya rehin bulunup bulunmadığını; mal ve hizmet tesliminin hangi tarihte gerçekleştiğini saptamaktır. Alacaklının komiser çağrısı, alacak bildirim süresi ve mahkeme kararlarının kapsamını ayrı izlemesi gerekir.

Örneğin tedarikçi mühlet öncesi teslim ettiği malların bedelini alamamış, fakat müşterisi konkordato sürecinde yeni sipariş vermeye devam etmiş olsun. Eski fatura alacağı ile yeni siparişten doğan alacağın hukuki durumu aynı kabul edilmemelidir. Yeni teslimat için ödeme güvencesi, teslim ve mülkiyet kayıtları ile sözleşme koşulları yeniden müzakere edilebilir. Çek veya teminat belgeleri bulunması da alacaklının hangi takip işlemini ne zaman yapabileceği sorusunu tek başına çözmez.

Alacaklı şirketler neyi takip etmelidir?

Alacaklı, ilanları ve alacak bildirim süreçlerini takip ederek alacağının tutarını, sebebini ve varsa rehin/teminatını açıkça belgelemelidir. Cari hesap, fatura, irsaliye, sözleşme ve ödeme dökümü tutarlı olmalıdır. Komiserin alacağı değerlendirmesi ile alacağın maddi hukuk bakımından varlığı her durumda aynı incelemeyi gerektirmez; çekişmeli alacak prosedürleri gündeme gelebilir. Ticari alacaklı açısından projede teklif edilen ödeme oranı kadar teminatın geleceği ve uzun vadedeki tahsil olanağı da önem taşır.

Alacaklı toplantısı ve tasdik değerlendirmesi

Konkordato projesinin kabulü, kanunda öngörülen alacaklı çoğunlukları ve diğer tasdik şartlarıyla ilişkilidir. Borçlunun önerdiği ödeme yüzdesi veya takvim, alacaklıların bütününe kendiliğinden bağlayıcı hale gelmez. Komiser raporu, borçlunun malvarlığı ve gelir tahminleri, tasfiye alternatifi ve projedeki kaynakların gerçekçiliği incelenmelidir. Alacaklı, teklif edilen oranın ekonomik açıdan makul olup olmadığını sözleşme ve tahsilat beklentisiyle karşılaştırabilir. Rehin, mahsup, kefalet ve devam eden ticari ilişkinin rolü müzakerede farklılık yaratır. Tasdik edilen konkordatonun etkisi ve sonradan fesih olanakları da her alacak türü için ayrıca değerlendirilmelidir.

Tasdik koşulları ve alacaklı oylaması

Konkordato projesinin tasdiki, yalnız borçlunun talebiyle gerçekleşmez. Kanuni çoğunluğun sağlanması, teklifin kanundaki ekonomik ölçütleri karşılaması, tasdik yargılamasındaki koşullar ve komiser raporları birlikte değerlendirilir. Oy hakkı ve alacak miktarı uyuşmazlıkları ayrı sonuç doğurabilir. Alacaklıların tasdik kararına karşı kanun yolu olanakları ile konkordato şartlarına aykırılık hâlinde sonraki başvuruları ayrıca incelenmelidir.

Konkordatoda alacaklı kayıtları ve tarihler

Bu konuda ilk olarak konkordato dosyasındaki mühlet kararları, komiser ilanları, cari hesap belgeleri, alacak bildirimleri karşılaştırılmalıdır.

Konkordato projesini ekonomik gerçekliğiyle okumak

Ödeme teklifinin toplam yüzdesine bakmak tek başına yeterli değildir. Taksitlerin hangi tarihlerde başlayacağı, nakit akışının dayanağı, teminatların akıbeti ve alacaklı grupları arasındaki farklar birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle uzun vadeli ödeme vaadinin ekonomik etkisi, alacağın nominal tutarından farklı olabilir. Alacaklı toplantısı ve tasdik aşamasında kullanılacak oy hakkı ve itiraz imkânları işlem tarihindeki kanuni rejime göre belirlenmelidir.

Şirketler ticari ilişkilerini nasıl yönetmeli?

Konkordato mühleti alan müşteriye yeni mal veya hizmet verilecekse sipariş, teslim ve ödeme güvencelerinin nasıl kurulacağı ayrıca düşünülmelidir. Önceki fatura borcuyla mühlet döneminde doğan yeni bedelin aynı cari hesapta kaybolması hem tahsil hem muhasebe bakımından sakıncalıdır. Komiserin onayını gerektirebilecek tasarruflar veya ödeme taahhütleri bulunup bulunmadığı somut işlem üzerinden kontrol edilir. Diğer müşteriler açısından çek ve teminatların vadesi, kefil ve müşterek borçluların durumu incelenir. Konkordato talep eden şirket yönünden ise gerçeğe uygun finansal raporlar, alacaklı listeleri ve eşit davranma yükümlülükleri projenin güvenilirliğinin temelidir.

Konkordato ilanı tedarikçi sözleşmelerini nasıl etkiler?

Borçluyla devam eden kira, tedarik, dağıtım ve finansman sözleşmelerinde konkordato nedeniyle fesih hükümlerinin geçerliliği özel kanuni kurallardan etkilenebilir. Yeni mal teslim eden bir tedarikçinin cari alacağı ile mühlet öncesi doğmuş alacağı aynı konumda olmayabilir. İşlemler komiser onayı ve borçlu şirketin faaliyet ihtiyacı bakımından denetlenmelidir. Bu nedenle alacaklılar, borçluya kredi veya mal tedarikini sürdürmeden önce eski ve yeni risklerini ayrı hesaplamalıdır.

Mühlet öncesi alacak ile yeni alacak

Alacaklı şirketin konkordato mühletinden önce yaptığı teslimler için alacağı ile mühlet döneminde yeni teslimler nedeniyle doğan alacağı aynı hukuki kategoride değerlendirilmeyebilir. Bu nedenle her sipariş, teslim ve fatura mühlet tarihiyle ilişkilendirilmelidir. Komiser gözetiminde onay gerektiren işlemlerin kapsamı kontrol edilmelidir. Yeni sözleşme yaparken yazılı sipariş ve ödeme güvencesi bulunması, önceki açık cari hesaba yeni borç eklenmesinden daha sağlıklı olabilir. Ancak herhangi bir yeni güvence kanunî sınırları aşmamalıdır.

Rehinli ve adi alacaklı farkı

Rehinli alacakların takip ve konkordato projesindeki konumu, adi alacaklarla aynı değildir. Alacaklı şirkette çek, kefalet veya üçüncü kişi ipoteği bulunuyorsa bunların gerçekten hangi borca teminat verdiği belirlenir. Teminatın varlığı alacağın tamamının kesin tahsil edileceği anlamına gelmez; değerleme ve hukuki geçerlilik önemlidir. Konkordato çoğunlukları bakımından hangi alacakların hesaba katılacağı ve çekişmeli alacakların rolü ayrıca incelenir. Alacaklı doğru sınıflandırma yapılmadan yalnız borçlunun teklif ettiği yüzdeye bakmamalıdır.

Tasdik kararının izlenmesi

Mahkemenin konkordatoyu tasdik etmesi halinde ödeme planının hangi alacaklara ne şekilde uygulanacağı kontrol edilmelidir. Planın ihlali veya ödeme yapılmaması hâlinde kanuni başvuru yolları gündeme gelebilir. Tasdik kararıyla birlikte tüm teminatların ve kefillerin otomatik ortadan kalktığı varsayılmamalıdır. Şirketler yeni ödeme takvimini muhasebe kayıtlarına geçirirken tahsilat beklentisini ve dava dosyalarının durumunu da güncellemelidir. Gerekli dava veya başvuru süreleri kararın tebliğ ve ilanına göre izlenmelidir.

Konkordatoda alacaklı bakımından üç dosya

Alacaklı rehinsiz ticari tedarikçi

Mühlet kararı, alacak bildirimi ve konkordato projesinin adi alacaklara etkisi takip edilir. Aynı şirketle yeni satış yapılması eski borcun hukuki statüsünü değiştirmez.

Alacaklı rehin sahibi banka

Rehinli alacakların takibi ve teminatın paraya çevrilmesi konusunda özel kurallar bulunabilir. Adi alacaklıyla aynı sonuçların doğduğu varsayılmamalıdır.

Alacak miktarı komiser listesinde farklı

Alacaklının fatura, mutabakat, ödeme ve faiz kayıtlarını dayanaklandırarak süresinde itiraz veya kayıt yolunu değerlendirmesi gerekir. İlandaki sürelerin kaçırılması sonuç doğurabilir.

Örnek: Konkordato ilan eden müşteriye alacak

Bir tedarikçinin altı aydır tahsil edemediği cari hesap alacağı varken müşteri konkordato mühleti alıyor. Tedarikçi önce eski alacağını belgeler ve ilan edilmiş alacak bildirim sürecini izler. Aynı müşteriye yeni mal teslimi düşünülüyorsa yeni alacağın hukuki konumu ve ödeme güvencesi ayrıca değerlendirilir. Geçici mühlet bütün borçları silmez.

İkinci örnek: Mühlet sonrasında yeni mal satışı

Bir toptancı, müşterisinin konkordato geçici mühletinden önce 900.000 TL borcu bulunduğunu; buna rağmen siparişlerin sürdüğünü düşünelim. Toptancı bütün yeni siparişleri eski borca eklemek yerine her teslimi, ödeme şartını ve komiserlik sürecini ayrı değerlendirmelidir. Yeni alacağın mühlet içindeki hukuki statüsü, sözleşmenin niteliği ve onay koşullarına göre değişebilir. Cari hesap mutabakatındaki toplam tutar, her satırın aynı tahsil rejimine tabi olduğunu göstermez.

Alacaklı ilk olarak hangi alacağını bildiriyor? Konkordato başvurusundan önce doğmuş ve vadesi gelmiş ticari alacakla mühlet içinde yeni bir teslimden doğabilecek alacak aynı biçimde değerlendirilemez. Alacaklının faturaları, teslim kayıtları, teminatları, hacizleri ve rehin durumları alacak listesinde ayrı tutulmalıdır. Mühlet kararının ilanı, kişinin bütün borçlarının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Yeni satış örneği: Tedarikçi, konkordato ilan eden müşteriye yeni mal vermeyi değerlendiriyorsa yalnız eski borcun büyüklüğüne bakmamalıdır. Yeni işlemin ödeme şekli, güvence koşulları ve konkordato komiseriyle ilişkili kurallar birlikte ele alınır. Eski alacağı kurtarmak için yeni mal göndermek her durumda hukuken veya ticaren doğru bir çözüm olmayabilir. Alacak bildirimi süresi ve tasdik planının alacağı nasıl etkilediği ilan ve dosya üzerinden takip edilmelidir.

Konkordato dosyasında alacağın kaynağına göre çekten doğan takipler ve ayıplı satış nedeniyle ileri sürülen savunmalar ayrıca değerlendirilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Konkordato ilan eden müşteriye yeni mal satışı yapılması güvenli midir?

Her işlem için mühlet dönemi, komiser izni gerekip gerekmediği, ödeme güvencesi ve alacağın niteliği incelenmelidir; genel bir güvence varsayılmamalıdır. Yeni satışın ödeme koşulları, mühlet içinde doğan borçların niteliği ve gerekli mahkeme veya komiser denetimi belirlenmeden sırf konkordato ilanına güvenilmemelidir.

Geçici mühlet borçların silindiği anlamına gelir mi?

Hayır. Mahkeme gözetimindeki koruma ve inceleme dönemidir. Mühlet verilmesi, borç tutarının kendiliğinden ortadan kalkması veya bütün alacaklıların aynı şekilde işlem görmesi değildir. Alacaklı, alacağın kaydı, komiserin duyuruları, rehne ilişkin durum ve proje teklifini ayrı ayrı takip etmelidir.

Konkordatoda bütün icra takipleri aynı biçimde durur mu?

Hayır. Konkordato mühletinin adi alacak takipleri üzerindeki etkisiyle rehinli alacaklar veya özel alacak grupları bakımından öngörülen rejim aynı olmayabilir. Alacaklının teminatı, başlatılmış takibin türü ve mühlet kararının kapsamı birlikte kontrol edilir.

Alacak bildirilmezse hak kesin kaybedilir mi?

Somut süre, alacağın niteliği ve İİK hükümleri incelenmelidir; bildirimlerin ihmal edilmesi ciddi risk yaratır. Alacaklıların ilanları ve komiser bildirimlerini takip etmesi önemlidir; usulüne uygun bildirim ile alacağın tartışmalı hâle gelmesi farklı sonuçlar doğurabilir.

Tedarikçi eski borcunu almadan mal vermek zorunda mı?

Sözleşmenin niteliği, konkordato koruması ve kanundaki özel düzenlemeler değerlendirilmelidir. Mühlet kararının tarihi ile alacağın doğum tarihi ve varsa teminat türü ayrıca dosyalanmalıdır.

Konkordato mühletinden sonra doğan her alacak aynı şekilde mi değerlendirilir?

Hayır. Alacağın hangi hukuki işlemden ve ne zaman doğduğu, mühlet dönemindeki yönetim ve komiser gözetimi koşullarıyla birlikte incelenir. Bu nedenle eski ticari alacakla mühlet içinde usulüne uygun yapılan yeni tedarikten kaynaklanan alacaklar aynı varsayımla değerlendirilemez.

Sonuç

Konkordato, borçlu şirketin “borç sildirme” yolu olmadığı gibi alacaklı için de bütün takiplerin sona erdiği süreç değildir. Koruma, tasdik ve tahsil safhaları bilinçli yönetilmelidir.

Konkordatoda borçlu şirketin hedefi ile alacaklının korunması gereken hakları aynı değildir. Alacaklı mühlet kararını, komiser duyurularını, alacağın kayda alınıp alınmadığını, rehin durumunu ve projenin ekonomik etkisini ayrı izlemelidir. Mühlet verilmesinin borcu sildiği, her alacağı eşit etkilediği veya tüm takip haklarını kesin biçimde sona erdirdiği düşünülmemelidir.

Hukuki Uyarı

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın tarihi, tarafların sıfatı, deliller ve yürürlükteki özel düzenlemeler hukuki sonucu değiştirebilir. Başvuru süresi ve görevli merci somut işlem belgeleri üzerinden ayrıca kontrol edilmelidir.

Av. Mesut Rusum tarafından kaleme alınmıştır.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku · Ticaret ve Şirketler Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com