Back to Home Page

Hizmet Tespit Davası (Sigortasız Çalıştırma) 2026: 5 Yıllık Süre ve İspat

Hizmet tespit davası, fiilen çalışılan ancak Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmeyen veya eksik bildirilen sigortalılık sürelerinin tespitini amaçlar. 5510 sayılı Kanun kapsamında beş yıllık hak düşürücü süre, kural olarak çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren hesaplanır; ancak SGK’ya yapılmış bildirimler, Kurumun çalışmadan haberdar olması ve çalışmanın kesintisizliği somut olayda ayrıca incelenmelidir. Davanın başarısı yalnız tanık anlatımına değil, işyeri kayıtları, bordrolar, banka hareketleri ve aynı dönemde çalışan kişilerin beyanları gibi delillerin birlikte değerlendirilmesine bağlıdır. Eksik çalışma günü ile prime esas kazancın düşük bildirilmesi farklı talepler olduğundan dava konusu ve ispat yöntemi baştan açıkça belirlenmelidir.

📅 Son güncelleme: 21 Ekim 2026

Hangi eksiklik için hizmet tespit davası açılır?

İşçinin fiilen çalışmasına rağmen işe girişinin hiç bildirilmemesi veya bazı çalışma günlerinin SGK kayıtlarında görünmemesi, hizmet tespitinde temel uyuşmazlıktır. Ücretin gerçekte daha yüksek olduğu iddiası ise çalışma süresinin tespitiyle aynı ispat sorunlarını taşımayabilir; prime esas kazanç iddiası ayrı bir değerlendirme gerektirir. İş sözleşmesinin yazılı düzenlenmemesi tek başına sigortalı çalışmanın yokluğunu göstermez. Belirleyici olan, işverene bağlı fiili çalışmanın somut delillerle ortaya konulmasıdır.

Çalışma olgusu hangi delillerle ortaya konulur?

Hizmet tespiti davasının merkezinde yalnızca işçinin belirli tarihlerde işyerinde bulunması değil, hizmet akdine dayalı fiilî çalışma vardır. İşçinin kimin talimatıyla, hangi saatlerde, nerede ve ne karşılığında çalıştığı somutlaştırılmalıdır. SGK kayıtlarının eksik olması davayı imkânsız kılmaz; fakat yalnızca birbirini tekrar eden genel tanık beyanlarıyla uzun hizmet dönemini kabul ettirmek de kolay değildir. Aynı dönemin bordro tanıkları, komşu işyeri çalışanları, üretim ve teslim kayıtları, görev çizelgeleri, işyeri giriş verileri ve banka hareketleri bir arada incelenir. İşyerinin kapandığı veya bordroların kaybolduğu dosyalarda geçmişe dönük faaliyet kayıtlarıyla tanıkların çalıştıkları dönemleri karşılaştırmak gerekir. Özellikle bir işyerinde farklı unvanlar altında yürütülen faaliyetler ile SGK dosya numaraları doğru eşleştirilmelidir.

Beş yıllık hak düşürücü süre nasıl hesaplanır?

5510 sayılı Kanun m.86 kapsamında beş yıllık hak düşürücü süre, genel olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan başlar. Ancak sigortalıya ilişkin işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu veya Kuruma verilmiş başka bildirimlerin mevcut olduğu ve çalışmanın sonraki dönemde kesintisiz sürdüğü uyuşmazlıklarda Yargıtay, hangi dönemlerin bildirildiğini ve fiilî çalışmanın sürekliliğini ayrıca değerlendirir. Kuruma herhangi bir bildirimin bulunmadığı kesintili çalışma ile işverenin bir kısım dönemi bildirdiği kesintisiz çalışma aynı sonuçla açıklanmamalıdır. Prim gününün eksik bildirilmesi ile prime esas kazancın düşük gösterilmesi de taleplerin konusu ve ispat rejimi bakımından ayrı değerlendirilmelidir.

Eksik hizmet günü ile eksik kazanç bildirimi nasıl ayrıştırılır?

Hizmet dökümünde işçi için ayda otuz gün görünmesine rağmen bordroda ödenen ücretin gerçeği yansıtmadığı iddiası, hiç bildirilmeyen çalışma günlerinin tespitinden farklıdır. İlk ihtimalde işçinin hangi günlerde çalıştığından çok prime esas kazancın gerçekte ne olduğu tartışılır; banka dekontu, imzalı ücret belgeleri, işyeri kayıtları ve emsal ücret incelemesi önem kazanır. İkinci ihtimalde ise işçinin o işyerinde fiilen çalıştığı günlerin ve işveren bağımlılığının kanıtlanması öne çıkar. Dava dilekçesi hazırlanırken her ay yönünden hangi kayıt unsurunun düzeltilmesinin istendiği açık yazılmazsa ispat faaliyeti yanlış noktaya yoğunlaşabilir.

İşten ayrılma tarihi, hizmet tespitindeki beş yıllık hak düşürücü sürenin her zaman başlangıcı değildir. Bu sebeple yıllar itibarıyla SGK’ya yapılan bildirimler ve işveren sicil numaraları ayrı bir kronolojide gösterilmeli; sürenin tartışmalı olduğu aylar somut belgelerle işaretlenmelidir.

Hak düşürücü süre her yıl için neden ayrı değerlendirilir?

5510 sayılı Kanun m.86/9 kapsamındaki beş yıllık süre, kural olarak hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlatılır. Ancak SGK’nın çalışmadan haberdar olduğunu gösteren kayıtlar, işe giriş bildirgesi, aylık bildirim veya Kurum incelemesi bulunması halinde süreye ilişkin tartışmanın seyri değişebilir. Bu yüzden “işten ayrıldığım tarihten sonra beş yılım var” veya “çalışmanın üzerinden beş yıl geçti, hiçbir hakkım kalmadı” şeklinde bir sonuç dosya görülmeden kurulamaz. Örneğin 2018–2022 arasında çalıştığını ileri süren kişinin her yıla ait bildirimi ve Kurum bilgisi ayrı ele alınır. İşçinin ücret alacağı davasındaki zamanaşımı ile hizmet tespitinin hak düşürücü süresini de karıştırmamak gerekir; biri sigortalılık sürelerini, diğeri parasal işçilik haklarını konu alır.

Beş yıllık sürenin istisnaları somut dosyada nasıl araştırılır?

Beş yıllık sürenin değerlendirilmesinde SGK’nın hangi çalışma döneminden haberdar olduğu önemlidir. İşe giriş bildirgesi, bordro veya denetim tutanağı yalnız belirli ayları kapsayabilir; tek bir kaydın bütün iddia edilen çalışma süresini kendiliğinden ispatladığı varsayılmamalıdır. Sicil numaraları ve aylık çalışma çizelgesi bu nedenle birlikte incelenmelidir.

Ücretin eksik bildirilmesiyle hiç bildirilmeyen çalışma aynı ispat sorununu yaratmaz. Yalnız gün sayısı değil, prime esas kazancın da uyuşmazlık konusu olduğu bir dosyada bordro, banka hareketi ve ücret anlaşması ayrı değerlendirilmelidir. Ücretin hangi tarihlerde hangi tutarda ödendiğini gösterecek somut kayıt yoksa, bugünkü ücretin geçmiş bütün yıllara uygulanması güvenilir bir yöntem değildir. Bordro tanıkları seçilirken aynı dönem ve aynı işyerinde fiilen çalışmış kişilerin dinlenmesi; tanığın işçiyi nereden tanıdığını, vardiya veya ücret bilgisini nasıl edindiğini açıklayabilmesi gerekir. Başka işyerinden duyuma dayalı anlatım, resmî kayıtların yerini tutmaz.

Bildirilen ve bildirilmeyen çalışma dönemleri tek tek gösterilmelidir; süre bakımından Kurum kayıtları ile işçinin fiilî çalışma delilleri birlikte incelenir.

İlk incelemede üç farklı SGK uyuşmazlığı nasıl ayrılır?

Hizmet dökümü hiç kayıt göstermiyorsa mesele, çalışmanın varlığını ve hangi aylara yayıldığını kanıtlamaktır. Bazı aylar eksik görünüyorsa iddia yalnız bu aralıklarla sınırlanabilir. Günler tam, ücret düşük gösterilmişse sorun artık aynı biçimde ‘sigortasız çalışma’ değildir; prime esas kazancın dayandığı belgeler öne çıkar. Bu ayrım yapılmadığında doğru delil yanlış soruya cevap verir. Örneğin tanık, kişinin her gün işyerinde bulunduğunu doğrulayabilir; fakat elden ödendiği ileri sürülen gerçek ücretin miktarı için tek başına yeterli olmayabilir.

Çalışan açısından kullanılabilir bir çizelge, her ay için ‘fiilen çalışılan gün, SGK’da görülen gün, bildirilen kazanç, mevcut delil’ sütunlarından oluşur. İşverenin unvanı değişmişse eski ve yeni siciller karıştırılmaz. Beş yıllık süreye ilişkin istisna tartışmasına da ancak bu kronoloji tamamlandıktan sonra geçilir; birkaç ayın bildirilmiş olması tüm yıllar için otomatik ve sınırsız bir dava hakkı anlamına gelmez.

Bordro tanığı ve komşu işyeri araştırması

Hizmet tespit davaları kamu düzenini ilgilendirdiği için mahkeme yalnız tarafların sunduğu tanıklarla yetinmeyebilir. Davalı işyerinin ilgili dönem bordroları, aynı dönemde çalışanların bilgileri, SGK ve vergi kayıtları, komşu işyerlerinin çalışanları, giriş çıkış kayıtları ve banka ödemeleri birbirini doğrulayıp doğrulamadığı yönünden değerlendirilir. Yalnızca işçinin yakınlarının anlatımı veya yıllar sonra hazırlanmış tek bir belge çoğu olayda yeterli açıklığı sağlamaz. Tanıkların gerçekten aynı dönemde ve aynı yerde çalıştığını göstermek ispat gücünü artırır.

Dava sonucunda hangi kayıtlar değişebilir?

Tespit talebinin kabulü, doğrudan işverenden belirli bir miktar tazminat tahsil edildiği anlamına gelmez. Mahkemenin belirlediği hizmet günleri ve koşulları Kurum kayıtlarının düzeltilmesine, prim tahakkukuna ve ileride emeklilik şartlarının hesaplanmasına etki edebilir. Prime esas kazanç yönünden ayrıca talep ve ispat koşulları gündeme gelebilir; hizmet gününün kabul edilmesi ücretin iddia edilen tutardan kabul edilmesini otomatik sağlamaz. Davada husumet, SGK’nın fer’î müdahalesi, işverenin tüzel kişiliği ve varsa işyeri devri gibi usul konuları doğru kurulmalıdır. Sonuç kararı kesinleştiğinde hangi dönem ve günlerin kayıtlara işleneceği açık olmalı; belirsiz bir “sigortasız çalıştım” talebi yerine tarihleri somutlaştıran dava stratejisi kullanılmalıdır.

Dava öncesinde yapılması gereken kayıt incelemesi

Önce barkodlu SGK hizmet dökümü ve işyeri sicil bilgileri temin edilmeli, iddia edilen çalışma süresi aylara bölünmelidir. İşyerinin ticaret unvanının değişmesi, alt işveren ilişkisi veya işyeri devri varsa hangi tüzel kişinin hangi dönemde işveren olduğu saptanmalıdır. SGK’ya yapılmış şikâyetler, denetim raporları ve önceki işçilik alacağı dosyaları da önem taşır. İşçilik alacağına hükmedilmiş olması, sigortalı günlerin ayrıca tespit edilmiş olduğu anlamına kendiliğinden gelmez.

SGK kaydı, fiilî çalışma ve ücret: belge denetimi

Bu konuda ilk olarak SGK hizmet dökümü, işyeri bildirgeleri, bordrolar, aynı dönemde çalışmış tanık bilgileri, banka ücret kayıtları karşılaştırılmalıdır.

İncelemenin doğru sırayla yapılması

Dosyada ilk adım SGK hizmet dökümünü takvim yılı ve ay bazında tabloya dökmektir. Ardından işveren sicil numaraları, işyerinin devri, işçinin izin ve ara verme dönemleri, varsa başka işverenden eşzamanlı bildirimler karşılaştırılır. Hangi dönem için hak düşürücü süre itirazı çıkabileceği baştan işaretlenir; ancak istisna olguları araştırılmadan bir dönem peşinen dava dışı bırakılmaz. Böylece hem hak kaybı önlenir hem de mahkemeden istenecek araştırma somutlaşır.

İşverenin savunması ve çelişen kayıtlar

İşveren, davacının bağımsız hizmet veren kişi veya kısa süreli ziyaretçi olduğunu; bazı dönemlerde başka işyerinde çalıştığını yahut hiç istihdam edilmediğini ileri sürebilir. Böyle bir savunmada bordro ve muhasebe kayıtları kadar fiilen verilen talimatlar ve iş organizasyonuna katılım da önemlidir. Başka bir işyerinde sigorta bildirimi bulunması, iddia edilen çalışma döneminin tamamını kendiliğinden çürütmez; çakışan sürelerde fiilî çalışma ihtimali ve çalışma biçimi araştırılmalıdır. Aynı şekilde hizmet sözleşmesi adını taşıyan bir belge, ilişkinin bütün niteliğini tek başına çözmez. Güçlü dosya, işçinin çalışma iddiasını günlük olaylara bağlayan ve karşı tarafın belgelerini kronolojik karşılaştıran dosyadır.

Yargılama sonucunun SGK ve emeklilik etkisi

Hizmetin tespiti yönündeki kesinleşmiş karar, sigortalılık kayıtlarının düzeltilmesi bakımından önemlidir. Buna karşılık her hizmet tespiti dosyasında emekli aylığının hemen bağlanacağı veya geçmiş yılların bütün parasal haklarının kendiliğinden doğacağı söylenemez. Prim gün sayısı, sigortalılık başlangıcı, diğer çalışmalar ve Kurum işlemleri birlikte değerlendirilir. İşveren yönünden de hüküm, prim tahakkuku ve diğer kamu yükümlülükleriyle ilişkili sonuçlar doğurabilir; dava stratejisinde bu kapsam baştan açıklanmalıdır.

Dava talebi yıl ve işyeri bazında kurulmalı

Çalışma süreleri dilekçede tek bir toplam gün sayısına indirgenmemelidir. İşçinin aynı şirket bünyesinde farklı şube veya SGK sicil numarasıyla çalıştığı ileri sürülüyorsa her dönem için işyeri ve tanık bağlantısı kurulmalıdır. Mevsimlik iş, kısmi süreli çalışma, ücretsiz izin ve işten çıkış-giriş kayıtları hesabı etkileyebilir. Mahkemenin kamu düzeni nedeniyle araştırma yükümlülüğü bulunması, davacının bildiği tarihleri ve olayları açıklama sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Savunmada bordro dönemleri veya bağımsız çalışma iddiası ileri sürülmüşse karşı deliller bu ayrımı hedeflemelidir.

İşçi ücretinin eksik bildirilmesi ayrı anlatılmalı

Bütün primler hiç yatırılmamış olabileceği gibi çalışılan günler tam görünürken prime esas kazanç gerçekte ödenen ücretin altında bildirilmiş olabilir. Bu ikinci uyuşmazlıkta ücretin tutarı konusunda banka açıklamaları, bordrolar, meslek emsalleri ve işin niteliği önem kazanır. Gerçek ücretin tespit edilmesi için tanık anlatımının delil değeri, yazılı kayıtların bulunup bulunmadığı ve ücretin hangi dönemde nasıl ödendiği araştırılmalıdır. Prime esas kazanç düzeltmesiyle ücret farkı alacağı için açılabilecek dava aynı talep değildir; kanuni rejimleri ayrı değerlendirilmelidir.

Karar sonrası SGK uygulamasını izleme

Hizmet tespiti kararının kesinleşmesinden sonra SGK tarafından hangi kayıtların işlendiği kontrol edilmelidir. Dava dilekçesindeki dönemle ilamda hükme bağlanan dönem arasında fark bulunması, emeklilik hesabında beklenmedik sonuç doğurabilir. Kararın kurum kayıtlarında göründüğü tarih ve prime esas kazanç bilgisi, varsa borçlanma ve hizmet birleştirme işlemleriyle birlikte ele alınır. İşverenin geçmişte kapanmış olması veya unvan değiştirmesi kayıt işlemlerini karmaşıklaştırabilir. Davanın kazanılmasıyla tüm emeklilik koşullarının otomatik tamamlandığı gibi bir beklenti oluşturulmamalıdır.

Üç dosyada aynı “sigortasız çalışma” şikâyeti neden farklı sonuç doğurur?

Tamamen bildirimsiz dönem

Bir çalışan üç yıl boyunca hiçbir gün bildirilmeksizin çalıştığını söylüyorsa, önce her ayın fiilî çalışma olgusu ve sürenin hukuki başlangıcı ortaya konur. İşveren sicili, ücret aktarımı, yazışmalar ve tanıkların birlikte neyi ispatladığı tartışılır; tek tanığın bütün yılları görmüş olduğu varsayılamaz.

Gün bildirildi, ücret düşük gösterildi

İşçinin her ay otuz günü kayıtlı olabilir; sorun yalnız bordrodaki prime esas kazancın fiilî ücretten düşük olmasıdır. Burada istenen tespit, eksik hizmet gününden farklıdır. Banka kayıtları, ücret sözleşmesi ve işyerinin bordro düzeni üzerinde ayrıca durulur.

Birkaç ay tescil var, geri kalanı yok

Kısmi SGK kayıtları işyerinin ve çalışma ilişkisinin varlığı yönünden önemlidir. Ancak kayıtlı ayların bulunması bütün bildirimsiz dönemler için sürenin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Hangi kayıt hangi dönemi kapsıyor sorusu ayrı ayrı cevaplanmalıdır.

Örnek: On iki yıl önceki sigortasız çalışma

Bir işçi 2014-2017 arasında çalıştığını, hizmet dökümünde yalnız 2016 yılına ait kısmi kayıt bulunduğunu ileri sürüyor. Hemen bütün dönemler için tek bir süre hesabı yapılmaz. İşverenin her yıl SGK’ya ne bildirdiği, Kurumun hangi çalışmadan haberdar olduğu ve işyerindeki bordro tanıklarının dönemleri ayrı incelenir. Bu ayrım hem hak düşürücü süre savunmasını hem dava dilekçesinin kapsamını etkiler.

İkinci örnek: Eksik gün değil, eksik ücret

Bir çalışanın SGK hizmet dökümünde 2022 yılının bütün aylarında otuz gün kayıt bulunduğunu; buna karşılık işyerinden aldığı banka ödemelerinin bildirilen prime esas kazançtan düzenli biçimde yüksek olduğunu varsayalım. İşçi bu durumda “sigortasız çalıştım” yerine, hangi aylarda hangi gerçek ücretin ödendiğini ve bildirimin neden eksik olduğunu ortaya koymalıdır. Elden ödeme iddiası da varsa yalnız tanık anlatımına dayanmak riskli olabilir. Dönemin yazışmaları, işveren kayıtları, banka işlemleri ve işin niteliğine uygun ücret belgeleri birlikte değerlendirilmelidir.

Örneğin sonucu nasıl değerlendirilir? 2014–2017 dönemi için tek bir hüküm isteniyorsa, mahkemenin hangi ayların gerçekten tartışmalı olduğunu görebilmesi gerekir. İşçi 2016’da bildirilen günleri, 2014 ve 2015’teki tamamen kayıtsız dönemlerden ayrı göstermelidir. İşyerinin kapanmış olması halinde bile eski bordro kayıtları, birlikte çalışanların sigortalılık dökümleri ve ticaret sicili zinciri araştırılabilir. Bu belgeler çalışma olgusuna ışık tutar; fakat bütün dönemler için hak düşürücü süre sorununu tek başına ortadan kaldırmaz.

Neyi talep ettiğinizi açıklaştırın. Bir kişinin 120 gün eksik hizmeti bulunduğunu ileri sürmesiyle, aynı 120 gün için prime esas ücretinin gerçekte daha yüksek olduğunu ileri sürmesi iki ayrı ispat konusudur. Günler için çalışma çizelgesi ve işyeri kayıtları, ücret için banka ödemeleri ve sözleşme ilişkisi belirleyici olabilir. Dilekçede ‘2015–2017 yıllarının tamamı’ gibi belirsiz bir ifade yerine başlangıç–bitiş tarihleri, işveren ve bildirilmeyen dönem açıklanmalıdır. Böylece hangi olguda belge yetersiz kaldığı anlaşılır.

SGK kayıtlarındaki uyuşmazlığın niteliğini belirlerken işten çıkış kodunun hukuki etkisi ile asıl işveren–alt işveren sorumluluğu ayrı meseleler olarak incelenmelidir.

Sık Sorulan Sorular

SGK kayıtları birkaç ayı gösteriyorsa beş yıllık süre tamamen ortadan kalkar mı?

Hayır; bildirimin hangi dönem ve çalışma olgusunu kapsadığı ayrıca incelenir. İşçinin bütün iddia ettiği günler için otomatik süre istisnası bulunduğu varsayımı güvenli değildir. Örneğin bildirimin yalnızca belirli aylara ait olması, iddia edilen bütün yılların kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez; her çalışma dönemi için ayrıca inceleme yapılır.

Hizmet tespit davasında arabuluculuk zorunlu mu?

Sosyal güvenlik hizmet tespiti istemi, işçilik alacakları için öngörülen dava şartı arabuluculukla aynı değildir. Ancak birlikte ücret, kıdem veya ihbar alacağı da istenecekse bu talepler için ayrı usul şartı değerlendirilir. Davanın niteliği dilekçenin başlığından değil talep edilen hukuki sonuçtan anlaşılır.

Tanıksız dava kazanılabilir mi?

Evet, uygun belge ve resmî kayıtlarla ispat mümkün olabilir; delillerin toplamı ve mahkemenin araştırması belirleyicidir. Bu nedenle ilk iş SGK hizmet dökümünü, ücret kayıtlarını, işyerinin sicil bilgisini ve eldeki yazışmaları aynı tarih çizelgesinde toplamaktır. Mahkeme delilleri birlikte değerlendirir; belgenin bir dönemi desteklemesi, bütün yılların otomatik olarak ispatlandığı veya süre engelinin kalktığı anlamına gelmez.

İşçilik alacağı davası hizmeti de tespit eder mi?

Hayır. İşçilik alacağının hüküm altına alınması ile SGK bakımından hizmet günlerinin tespiti ayrı dava konularıdır. Hizmet dökümü ve işe giriş kayıtlarını yıl yıl ayırmak, hangi dönem için ayrıca tanık veya belge araştırılması gerektiğini gösterir. İşe giriş belgeleri, aylık bildirimler, SGK denetim kayıtları ve fiilî çalışmanın sürekliliği birlikte incelenmeden süre hakkında kesin değerlendirme yapılamaz.

Sonuç

Hizmet tespitinde asıl mesele yalnız bir işyerinde bulunmuş olmak değil; fiili çalışmanın hangi tarihlerde, hangi işveren nezdinde ve hangi delillerle kanıtlanacağıdır. Süre ve SGK kayıtları incelenmeden dava yolu seçilmemelidir.

Okuyucu önce çalışma dönemlerini ay ay çıkarmalı, eksik gün ile eksik prime esas kazancı ayrı sütunlarda göstermelidir. Ardından SGK’ya yapılmış bildirimler, fiilî çalışma belgeleri ve olası hak düşürücü süre engeli birlikte değerlendirilmelidir. Eksik ücretle ilgili uyuşmazlığın hizmet tespiti adı altında otomatik çözüleceği varsayılmamalıdır.

Hukuki Uyarı

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın tarihi, tarafların sıfatı, deliller ve yürürlükteki özel düzenlemeler hukuki sonucu değiştirebilir. Başvuru süresi ve görevli merci somut işlem belgeleri üzerinden ayrıca kontrol edilmelidir.

Av. Mesut Rusum tarafından kaleme alınmıştır.
MSR Hukuk Kurucusu | Ankara Avukatı
İhale Hukuku · İş Hukuku · İdare ve Vergi Hukuku · Trafik ve Sigorta Hukuku · Ticaret ve Şirketler Hukuku
📞 0532 709 89 58 | 🌐 msrhukuk.com